Spore 
oyunlar Sanal Yaşam
OGZ Notu
8.9
10 üzerinden
Ort. Okur Notu
6.6
10 üzerinden
İncelemeleri Oku
İnceleme yaz
15 kullanıcı tarafından favorilendi
Künye
Yapımcı: Maxis
Yayıncı: Electronic Arts
Türkiye Dağıtımcısı: Aral İthalat
Çıkış Tarihi: 5 Eylül 2008
Oyungezer Notu: 8.9
İşlemci Gereksinimi: Intel Core 2 Duo 2GHz / AMD AthlonX2 2GHz
Bellek Gereksinimi: 512MB
Grafik Gereksinimi: GeForce 6800 / ATI Radeon HD 2650
Platform: PC
Yaş Sınırı: 12+
Web Sitesi: http://ea.spore.com


Birkaç farklı türü bir araya getirip yeni bir oyun türü oluşturan Spore'da tek hücreli canlı yaşam formunuzu, galaktik bir imparatorluğa çevirmeye çalışıyorsunuz. Toplam beş bölümden oluşan oyunun her bir bölümü değişik bir oynanış tarzına sahip. Oyunda yarattığınız yaratık ise tamamen size özel. Oyunda her bir bölüm kendi içinde çeşitlilik taşıyor, bu nedenle tekrar oynanabilirlik oldukça yüksek.






Okur incelemeleri

1 kullanıcının ortalama puanı

Ortalama puan
6.6
Oynanabilirlik
8.0
Grafik
7.0
Eğlence
8.0
Ses
6.0
Hikâye
4.0
 

İnceleme yazmak için lütfen üye olun ya da giriş yapın.



13 kişi bu incelemeyi faydalı buldu, toplam 25 kişi oy verdi

angelanddemon
Harcanmış bir fikir, Pazar, 28 Aralık 2008

Yazan angelanddemon   -  Bütün incelemelerini oku  - İlk 100 İnceleme Yazarı

Ortalama puan
6.6
Oynanabilirlik
8.0
Grafik
7.0
Eğlence
8.0
Ses
6.0
Hikâye
4.0
Spore, merakla beklediğim oyunlardan biriydi. Uzun zamandır oyunlara olan ilgimi kaybetmiş olsam da, bu oyunun vaat ettiği yenilikleri düşünerek oynamaya karar verdim ve bir kaç gün içerisinde oynayıp bitirdim. Oyun dergilerinde ve internet sitelerinde okuduğum kadarıyla, oyunla ilgili genel kanaatler olumlu. Ancak benim bu oyunla ilgili düşüncelerim biraz farklı. Ben bu oyunun aceleye gelmiş, tamamlanmamış, yarım kalmış bir oyun olduğunu düşünüyorum. Her ne kadar oyunun temelini oluşturan "tek hücreli canlıdan uzaya uzanan evrim süreci" müthiş bir fikir olsa da, bu fikrin oyunu tek başına kurtarmaya yetmediği düşüncesindeyim. Şimdi gelelim neden böyle düşündüğüm konusuna;

Spore, teorik olarak birbirinin devamı olan ancak oynanış açısından birbirinden bağımsız gibi duran 5 ayrı bölümden oluşuyor. Bu bölümler; tek hücreli canlıdan çok hücreli canlıya evrim geçirdiğimiz sudaki yaşam bölümü, karaya çıkarak grup halinde yaşamaya başladığımız yaratık bölümü, kabile bölümü, medeniyet bölümü ve nihayet uzaya kadar çıktığımız uzay bölümü...

Tek hücreli bir canlı olarak suda yaşamaya başladığımız ilk bölüm en fazla yarım saat sürüyor. Bu bölümde öncelikle evrimleştireceğimiz canlının beslenme türünü seçiyoruz. Ama bu beslenme türü sadece bir sonraki bölüm olan yaratık bölümünde işimize yarıyor. Oyunun temelini oluşturan evrim hadisesi bu kısımda canlımızın üzerinde yapacağımız eklemelerle ve değişiklikle kendini göstermeye başlıyor. Oyunu tamamlayıp bitirdikten sonra bu bölümü tekrar düşündüğümde, bu bölümün tek amacının "tek hücreli canlıdan" yola çıkarak evrimi başlatmak olduğunu fark ettim. Çünkü bu bölümde yapacağınız şeylerin oyunun devamında nerdeyse hiç bir etkisi yok. Zaten yapımcılar da ilk bölümü kısa tutarak bu manasızlığı uzatmak istememişler sanırım :)

Karaya çıkarak komün hayatı yaşamaya başladığımız bölüm belki de oyunun ortaya çıkış fikrine en sadık kalan bölüm. Çünkü bu kısımda yapacağınız her aktivite size DNA puanı kazandırıyor ve kazandığınız bu puanlarla oldukça geniş seçim şansı veren evrim ağacından uygun parçaları seçerek canlınızı şekillendirmeye başlıyorsunuz. Bölüm içerisinde ilerledikçe daha yüksek değerde parçalar açılıyor ve gelişme hızınız artıyor. Ancak, her ne kadar üzerinde en çok kafa yorulan, en fazla zaman harcanan bölüm olduğu belli olsa da bu bölümde de eksiklikler var. Mesela oyunun bu bölümünden zevk alabilmeniz için saldırgan ve etobur olmanız daha doğru bir seçim. Çünkü ortalıkta salak salak gezinen, kendini savunmaktan aciz jelibon görünümlü yaratıkların hayatta kalma şansları nerdeyse yok. Zaten olsa da bu haliyle oyun oynamanın bir zevki yok. Ben kendi yaratığıma bolca silah ve kaçmam gereken durumlarda kullanmak üzere bir çift kanat ekleyerek bu bölümü de kısa sürede geçtim. Üstelik düşmanlarınız da yapay zeka denilen şeyden nasibini almamış. Geliştireceğiniz basit bir kaç taktik hiç sekmesiz her seferinde işe yarıyor. Eksikliklerine rağmen eğlenceli olan bu bölümü bitirdiğinizde evrim sürecinde oldukça ilerlemiş, karakter özellikleri şekillenmeye başlamış bir yaratığınız oluyor.Peki gerek fizik gerekse karakter olarak yaratığınıza kazandırdığınız bu özellikler sonraki bölümlerde bir işimize yarıyor mu, hayıııırr!! :)

Geldik kabile bölümüne... Oyunun bundan sonraki kısmı evrim fikrinden yavaş yavaş uzaklaşmaya başlıyor. Bir önceki bölümden bu bölüme taşıdığınız canlınız, sahip olduğu özelliklerin hiçbirini kullanamıyor. Dolayısıyla bir önceki bölümde ne yaptığınız bir önemi yok. Zaten bu kısım daha çok strateji oyunlarına benziyor. Bu bölümde canlımızı modifiye etme şansımız yok. Artık yapabileceklerimiz kabilemizin yaşadığı köye bina eklemek ve canlımızın giyim kuşamını belirlemekle sınırlı. Ama ana çadırımızın dışında level atlayan herhangi bir bina veya ekipman yok. Zaten bina ve ekipman seçeneklerimiz de ziyadesiyle sınırlı. Yapmanız gereken tek şey, çevrenizde kurulacak bir kaç düşman kabile köyünü yok etmek. Bu bölüm o kadar savsaklanmış ki, sanki tek amacı medeniyet bölümüne geçiş için bir platform sağlamak olmuş. Bütün köyleri yok ettiğiniz zaman bu bölüm bitiyor ve bir sonraki bölüme geçiyoruz.

Bu bölümde hareket alanımız tüm gezegen. Bölümün başında tanrıcılık oynadığımızı hatırlatmak amacıyla bizden ana binamızı tasarlamamız isteniyor. Sakın tasarlamak için kendiniz çok fazla yormayın. Çünkü yapacağınız tasarım sadece görünüşten ibaret. Eklediğiniz parçaların, bilumum zımbırtının oyuna hiç bir etkisi yok. Bu noktada tasarım işi bende sıkıntı yaratmaya başladı çünkü artık manasız bir hale gelmişti. Binayı tamamlar tamamlamaz benden savaş aracı tasarlamamı istedi. "Peki, onu da yapalım." deyip onu da tasarladım. Binadan farklı olarak, aracı tasarlarken eklediğiniz parçaların oyuna az da olsa katkısı oluyor ama tüm parçaların level atlamaya gerek duyulmadan açık olması ve parçalar arasında çok da düşünmeyi gerektirecek farklılıklar olmaması sinir bozucu. Bu ikisini tamamladıktan sonra nihayet bölüme başlayabiliyoruz. Bölüm başlar başlamaz devreye giren ara videonun ardından şehrimiz görünüyor. Sadece tasarladığımız ana bina var. Bu tasarıma ev, eğlence merkezi veya fabrika eklemek istersek ki geliri arttırmak için şart, onları da tasarlamamız gerekiyor. Burada da yapacağımız tasarımlar sadece görüntüden ibaret. "Kardeşim, nereye gitti evrim, gelişme vs." diye söylene söylene vazife bilinci içerisinde bu işi de tamamladıktan sonra bir an önce tüm gezegene yayılmak ve rakip ülkelere kök söktürmek üzere harekete geçiyoruz. Bu bölümü oynarken fark ediyoruz ki daha önce yaptığımız bütün işler hava cıva çünkü bu bölüm önceki bölümlerden tamamen bağımsız. Yine de gezegeni ele geçirme fikrinin verdiği gazla oynamaya devam. Bir noktadan sonra uçak ve gemi de tasarlamamız gerekiyor. Bu noktada artık tasarım yapmak işkenceden başka bir şey değil. Yine de bu bölüm oyunun en eğlenceli bölümü bence... Tüm gezegeni ele geçirdikten sonra bu bölüm de bitiyor. Artık uzaya açılma zamanı geldi.

Uzay bölümünün başında bu sefer de benden uzay aracı tasarlamamı isteyince ben "eeee, yeter be!" deyip oyunu kapattım. Uzay bölümünü hâlâ oynamadığım için o bölümle ilgili bir şey yazmam mümkün değil. Oyunun geneline bakarak fikrimi söylemem gerekirse; Spore gerçekten müthiş bir fikirden yola çıkarak geliştirilmesine rağmen yeterince üzerinde çalışılmadan, belki biraz aceleye getirilerek yarım yamalak piyasaya sürülmüş ama yine de sıkılmadan sonuna kadar oynanabilecek bir oyun...


 

Oyun Arama

Radyo Oyungezer

OFİSTE NELER OLUYOR

    bizi Twitter'da takip edin

    En Kötü Oyunlar

    1. Damnation (2.4)
    2. The Incredible Hulk (3.2)
    3. Wheelman (4.4)
    4. Men Of War (4.8)
    5. Watchmen: The End Is Nigh (5.4)