Spore 
oyunlar Sanal Yaşam
OGZ Notu
8.9
10 üzerinden
Ort. Okur Notu
7.3
10 üzerinden
İncelemeleri Oku
İnceleme yaz
17 kullanıcı tarafından favorilendi
Künye
Yapımcı: Maxis
Yayıncı: Electronic Arts
Türkiye Dağıtımcısı: Aral İthalat
Çıkış Tarihi: 5 Eylül 2008
Oyungezer Notu: 8.9
İşlemci Gereksinimi: Intel Core 2 Duo 2GHz / AMD AthlonX2 2GHz
Bellek Gereksinimi: 512MB
Grafik Gereksinimi: GeForce 6800 / ATI Radeon HD 2650
Platform: PC
Yaş Sınırı: 12+
Web Sitesi: http://ea.spore.com


Birkaç farklı türü bir araya getirip yeni bir oyun türü oluşturan Spore'da tek hücreli canlı yaşam formunuzu, galaktik bir imparatorluğa çevirmeye çalışıyorsunuz. Toplam beş bölümden oluşan oyunun her bir bölümü değişik bir oynanış tarzına sahip. Oyunda yarattığınız yaratık ise tamamen size özel. Oyunda her bir bölüm kendi içinde çeşitlilik taşıyor, bu nedenle tekrar oynanabilirlik oldukça yüksek.






Okur incelemeleri

2 kullanıcının ortalama puanı

Ortalama puan
7.3
Oynanabilirlik
8.5
Grafik
7.0
Eğlence
8.0
Ses
6.5
Hikâye
6.5
 

İnceleme yazmak için lütfen üye olun ya da giriş yapın.



4 kişi bu incelemeyi faydalı buldu, toplam 4 kişi oy verdi

Ezio Auditore de Firenze
Hücreydim, Çoğaldım, Oldum!, Pazar, 13 Haziran 2010

Yazan Ezio Auditore de Firenze   -  Bütün incelemelerini oku  - İlk 10 İnceleme Yazarı

Ortalama puan
8.0
Oynanabilirlik
9.0
Grafik
7.0
Eğlence
8.0
Ses
7.0
Hikâye
9.0
Bizden önceki Dünya düzeni ya da Yaratılış Teorisi hakkında fikir edinmemizi sağlayan, hatta bizi o döneme götürerek 'sınıfsızlığını' ilan eden bir oyun Spore.
Tek hücreli dönemden Uzay Çağı'na kadar uzun upuzun bir gelişim sürecini konu ediyor. Ancak bunu o kadar eğlenceli bir yolla yapıyor ki, oyunu bırakmak istemiyorsunuz. Ancak yapımcılarının söylediğine göre zaten oyun 'sonsuz' bir oynanışa sahip. Yani 'Bilmem kaç tane oyun bitirdim; bitiremeyeceğim oyun yoktur!' diyen arkadaşlarınız varsa onları bu oyunla tehdit edebilir, hatta iddiaya girip kendi lehinize kazanca çevirebilirsiniz. :)
Şunu da söylemekte yarar var; yaratıcılık veya yeni bir şey üretmekten zevk almıyorsanız oyundan çok bir şey beklemeyin. Çünkü deli dolu aksiyonların yaşandığı, vurdulu kırdılı, 'en güçlü ırk benim, hepinizi döverim.' tarzı bir oyun değil. Bu oyunda göreceğimiz şey evrimsel gelişimin, eğlenceli bir dille ve tamamen bizim yaratıcılığımızla anlatılıyor olması... O zaman görelim bakalım neler var?

Ah Darwin, hepsi senin başının altından çıktı!
Evrim sürecini konu eden Spore'de ilk olarak işimiz hücremizin cinsini seçmek, Etobur, Otobur ve ikisi beraber. Bunlardan birini seçtikten sonra oyuna girip tek hücreli yaşama başlıyoruz. Su içindeki maceramız, bizden büyük hücrelilerden kaçmak kendimizden küçük hücrelilerle ve suyun içine dağılmış besinlerle beslenmek. Hatta küçük kuyruklar, gözler ekleyebilirsiniz. Yaratığınızı şekillendirmek tamamen sizin elinizde...

Ben karaya çıkıyorum hacı, daha da sulara dönmem!
Tek hücreli yaşamın ardından artık yeterince geliştiğinizde sizi karaya davet ediyor Spore. Karaya çıktığınızda oyunun şekli de değişiyor. Sudaki yaşamınızda tepeden kontrol ettiğiniz karakterinizi artık omuz kamerasından kontrol ediyorsunuz ve bu bir nevi online oyun oynuyormuş hissi veriyor. Zaten mantık da bu yönde. Yaptığınız avlarda tecrübe puanı kazanıyorsunuz. Bu puanlarla yaratığınıza yeni pençeler, kanatlar, kol ve bacaklar, kuyruklar ekleyebiliyorsunuz. Yaratığınız tamamen sizin hayal gücünüze göre şekilleniyor. Başlarda tek başınıza çıktığınız avlara, ilerleyen seviyelerde grup arkadaşlarınızla çıkmaya başlıyorsunuz. Bu da güçlü türlerin ayakta kalma mantığına dayanan bir gelişim. Ki zaten bi ileri seviye de burdan devam ediyor.

Bence birlik olmalıyız, sence?
Karada geçirdiğimiz ikinci evre kabile evresi. Toplu çıkılan avlarda gelişen dostluk ve değişen dünyanın getirdiği sert yaşam koşulları yaratıklarımızı birlikte yaşamaya zorluyor. İşte tam da bu anda oynanış yine değişiyor. RTS'ye dönüyor. Tam bir strateji oyunu oynuyorsunuz. Age of Empires ya da C&C gibi oyunların tutkunuysanız bu seviye tam size göre. Çünkü Ürettiğiniz birimleri mızraklandırıyor, kimilerini medic yapıyor kimilerini baltayla güçlendiriyorsunuz. Tam bir kabile savaşı dönemi geçiriyorsunuz yani. Yok ettiğiniz her kabile için toteminize yeni bir bölüm ekleniyor ve toteminiz böylece giderek yükseliyor. En yüksek seviyeye ulaştığınızda yani kontol bölgeniz olan haritada sizden başkası kalmadığında ise bir sonraki şehirleşme seviyesi için hazırsınız demektir.

Artık çok oluyoruz...
Şehirleşme sürecinde ise artık yaratıklarımız son halini almış oluyor. Bunun yanı sıra fabrikalar, kültür sarayları, evler, merkez bina, bahçeler ve ışıklandırmalara kadar her şeyi biz tasarlıyoruz. Bu oyunda tek sınır hayal gücünüz. Ve artık yaratıklarımızı öğrettiklerimizle başbaşa bırakıp onların refahı için çalışmaya hazırız. Bu seviyede kontrol ettiğimiz birimler; kara aracı, hava aracı ve deniz aracından oluşuyor. Üzerine eklediğimiz her ekipmana göre aracın hızı ve vuruş gücü değişiyor. Amaç ise diğer tüm strateji oyunlarından farklı olarak 'haritada' değil 'dünyada' hiçbir uygarlık bırakmamak. Bunu yaptığınızda artık bambaşka bir dünya sizleri bekliyor. Ve elbette oynanış yine değişiyor. :)

Kaç lan kaç, kara delik var!!!
Ve son seviye: Uzay Çağı... Muhtemelen bu seviyede ilerlediğinizde Stephen Hawking yanınıza ders almaya gelecektir. Çünkü daha çok şey biliyor olabilirsiniz. Bu seviyenin başında elbette ki bir uzay aracı tasarlamamız gerekiyor. Yine her şeyini bizim belirlediğimiz bir araç deyim yerindeyse UFO söz konusu. :) Artık bu araçla evrenin derinlikleri bizi bekliyor. Galaksiden galaksiye, yıldız sistemlerine kadar uzanan yolculuğumuz yeni türler, yeni türler ve yeni gezegenlerle şenleniyor. Günümüzde tartışılan Dünya dışı yaşam böylece Spore'de gerçek olmuş oluyor. Ancak yapımcıların gözden kaçırdığı (ya da şimdiye kadar rastlamadığım için de olabilir) bir şey dikkatimi çekti. Neredeyse diğer tüm gezegenlerde yaşam formu ya da şehir tipleri ve birimleri benzer. Çok farklı yaşam formlarının olması daha güzel olurdu diye düşünmeden edemedim.

Ve Sonsuz...
Yapımcıların da söylediği gibi oyun sonsuz bir oynanışa sahip ve tür olarak birçok türü içinde barındırdığı için 'türsüz' ya da 'sınıfsız' bir oyun diyebiliriz. Ama kesinlikle oynanması gereken bir oyun. Bugüne kadar çıkan oyun türlerinden sıkılanlar için gerçekten çok sağlam bir alternatif olma özelliğini de taşıyan oyun, kolay kontrolü ve güzel grafikleriyle uzun süre adından söz ettireceğe benziyor... Electronic Arts gerçekten harika bir işe imza atmış...

14 kişi bu incelemeyi faydalı buldu, toplam 28 kişi oy verdi

angelanddemon
Harcanmış bir fikir, Pazar, 28 Aralık 2008

Yazan angelanddemon   -  Bütün incelemelerini oku  - İlk 100 İnceleme Yazarı

Ortalama puan
6.6
Oynanabilirlik
8.0
Grafik
7.0
Eğlence
8.0
Ses
6.0
Hikâye
4.0
Spore, merakla beklediğim oyunlardan biriydi. Uzun zamandır oyunlara olan ilgimi kaybetmiş olsam da, bu oyunun vaat ettiği yenilikleri düşünerek oynamaya karar verdim ve bir kaç gün içerisinde oynayıp bitirdim. Oyun dergilerinde ve internet sitelerinde okuduğum kadarıyla, oyunla ilgili genel kanaatler olumlu. Ancak benim bu oyunla ilgili düşüncelerim biraz farklı. Ben bu oyunun aceleye gelmiş, tamamlanmamış, yarım kalmış bir oyun olduğunu düşünüyorum. Her ne kadar oyunun temelini oluşturan "tek hücreli canlıdan uzaya uzanan evrim süreci" müthiş bir fikir olsa da, bu fikrin oyunu tek başına kurtarmaya yetmediği düşüncesindeyim. Şimdi gelelim neden böyle düşündüğüm konusuna;

Spore, teorik olarak birbirinin devamı olan ancak oynanış açısından birbirinden bağımsız gibi duran 5 ayrı bölümden oluşuyor. Bu bölümler; tek hücreli canlıdan çok hücreli canlıya evrim geçirdiğimiz sudaki yaşam bölümü, karaya çıkarak grup halinde yaşamaya başladığımız yaratık bölümü, kabile bölümü, medeniyet bölümü ve nihayet uzaya kadar çıktığımız uzay bölümü...

Tek hücreli bir canlı olarak suda yaşamaya başladığımız ilk bölüm en fazla yarım saat sürüyor. Bu bölümde öncelikle evrimleştireceğimiz canlının beslenme türünü seçiyoruz. Ama bu beslenme türü sadece bir sonraki bölüm olan yaratık bölümünde işimize yarıyor. Oyunun temelini oluşturan evrim hadisesi bu kısımda canlımızın üzerinde yapacağımız eklemelerle ve değişiklikle kendini göstermeye başlıyor. Oyunu tamamlayıp bitirdikten sonra bu bölümü tekrar düşündüğümde, bu bölümün tek amacının "tek hücreli canlıdan" yola çıkarak evrimi başlatmak olduğunu fark ettim. Çünkü bu bölümde yapacağınız şeylerin oyunun devamında nerdeyse hiç bir etkisi yok. Zaten yapımcılar da ilk bölümü kısa tutarak bu manasızlığı uzatmak istememişler sanırım :)

Karaya çıkarak komün hayatı yaşamaya başladığımız bölüm belki de oyunun ortaya çıkış fikrine en sadık kalan bölüm. Çünkü bu kısımda yapacağınız her aktivite size DNA puanı kazandırıyor ve kazandığınız bu puanlarla oldukça geniş seçim şansı veren evrim ağacından uygun parçaları seçerek canlınızı şekillendirmeye başlıyorsunuz. Bölüm içerisinde ilerledikçe daha yüksek değerde parçalar açılıyor ve gelişme hızınız artıyor. Ancak, her ne kadar üzerinde en çok kafa yorulan, en fazla zaman harcanan bölüm olduğu belli olsa da bu bölümde de eksiklikler var. Mesela oyunun bu bölümünden zevk alabilmeniz için saldırgan ve etobur olmanız daha doğru bir seçim. Çünkü ortalıkta salak salak gezinen, kendini savunmaktan aciz jelibon görünümlü yaratıkların hayatta kalma şansları nerdeyse yok. Zaten olsa da bu haliyle oyun oynamanın bir zevki yok. Ben kendi yaratığıma bolca silah ve kaçmam gereken durumlarda kullanmak üzere bir çift kanat ekleyerek bu bölümü de kısa sürede geçtim. Üstelik düşmanlarınız da yapay zeka denilen şeyden nasibini almamış. Geliştireceğiniz basit bir kaç taktik hiç sekmesiz her seferinde işe yarıyor. Eksikliklerine rağmen eğlenceli olan bu bölümü bitirdiğinizde evrim sürecinde oldukça ilerlemiş, karakter özellikleri şekillenmeye başlamış bir yaratığınız oluyor.Peki gerek fizik gerekse karakter olarak yaratığınıza kazandırdığınız bu özellikler sonraki bölümlerde bir işimize yarıyor mu, hayıııırr!! :)

Geldik kabile bölümüne... Oyunun bundan sonraki kısmı evrim fikrinden yavaş yavaş uzaklaşmaya başlıyor. Bir önceki bölümden bu bölüme taşıdığınız canlınız, sahip olduğu özelliklerin hiçbirini kullanamıyor. Dolayısıyla bir önceki bölümde ne yaptığınız bir önemi yok. Zaten bu kısım daha çok strateji oyunlarına benziyor. Bu bölümde canlımızı modifiye etme şansımız yok. Artık yapabileceklerimiz kabilemizin yaşadığı köye bina eklemek ve canlımızın giyim kuşamını belirlemekle sınırlı. Ama ana çadırımızın dışında level atlayan herhangi bir bina veya ekipman yok. Zaten bina ve ekipman seçeneklerimiz de ziyadesiyle sınırlı. Yapmanız gereken tek şey, çevrenizde kurulacak bir kaç düşman kabile köyünü yok etmek. Bu bölüm o kadar savsaklanmış ki, sanki tek amacı medeniyet bölümüne geçiş için bir platform sağlamak olmuş. Bütün köyleri yok ettiğiniz zaman bu bölüm bitiyor ve bir sonraki bölüme geçiyoruz.

Bu bölümde hareket alanımız tüm gezegen. Bölümün başında tanrıcılık oynadığımızı hatırlatmak amacıyla bizden ana binamızı tasarlamamız isteniyor. Sakın tasarlamak için kendiniz çok fazla yormayın. Çünkü yapacağınız tasarım sadece görünüşten ibaret. Eklediğiniz parçaların, bilumum zımbırtının oyuna hiç bir etkisi yok. Bu noktada tasarım işi bende sıkıntı yaratmaya başladı çünkü artık manasız bir hale gelmişti. Binayı tamamlar tamamlamaz benden savaş aracı tasarlamamı istedi. "Peki, onu da yapalım." deyip onu da tasarladım. Binadan farklı olarak, aracı tasarlarken eklediğiniz parçaların oyuna az da olsa katkısı oluyor ama tüm parçaların level atlamaya gerek duyulmadan açık olması ve parçalar arasında çok da düşünmeyi gerektirecek farklılıklar olmaması sinir bozucu. Bu ikisini tamamladıktan sonra nihayet bölüme başlayabiliyoruz. Bölüm başlar başlamaz devreye giren ara videonun ardından şehrimiz görünüyor. Sadece tasarladığımız ana bina var. Bu tasarıma ev, eğlence merkezi veya fabrika eklemek istersek ki geliri arttırmak için şart, onları da tasarlamamız gerekiyor. Burada da yapacağımız tasarımlar sadece görüntüden ibaret. "Kardeşim, nereye gitti evrim, gelişme vs." diye söylene söylene vazife bilinci içerisinde bu işi de tamamladıktan sonra bir an önce tüm gezegene yayılmak ve rakip ülkelere kök söktürmek üzere harekete geçiyoruz. Bu bölümü oynarken fark ediyoruz ki daha önce yaptığımız bütün işler hava cıva çünkü bu bölüm önceki bölümlerden tamamen bağımsız. Yine de gezegeni ele geçirme fikrinin verdiği gazla oynamaya devam. Bir noktadan sonra uçak ve gemi de tasarlamamız gerekiyor. Bu noktada artık tasarım yapmak işkenceden başka bir şey değil. Yine de bu bölüm oyunun en eğlenceli bölümü bence... Tüm gezegeni ele geçirdikten sonra bu bölüm de bitiyor. Artık uzaya açılma zamanı geldi.

Uzay bölümünün başında bu sefer de benden uzay aracı tasarlamamı isteyince ben "eeee, yeter be!" deyip oyunu kapattım. Uzay bölümünü hâlâ oynamadığım için o bölümle ilgili bir şey yazmam mümkün değil. Oyunun geneline bakarak fikrimi söylemem gerekirse; Spore gerçekten müthiş bir fikirden yola çıkarak geliştirilmesine rağmen yeterince üzerinde çalışılmadan, belki biraz aceleye getirilerek yarım yamalak piyasaya sürülmüş ama yine de sıkılmadan sonuna kadar oynanabilecek bir oyun...


 

Oyun Arama

En Kötü Oyunlar

1. Damnation (2.4)
2. The Incredible Hulk (3.2)
3. Wheelman (4.4)
4. Men Of War (4.8)
5. WWE SmackDown! vs RAW 2010 (5.0)