|
Konsol Savaşları - Xbox 360 |
Kaan Özgünay
Perşembe, 12 Kasım 2009
|
Sayfa 1 Toplam: 6 Aslında bu kısımda yeni neslin başlangıcından bu yana olanların anlatıldığı kısa bir “Previously on Next-gen” olacaktı. Tadında bırakılmış bir nostalji fırtınasından sonra da günümüze bağlayıp konsol savaşları ve uğruna dökülen nice kanlardan bahsedecektim. Ama biliyorum, internette yapabileceğiniz minik bir araştırma ile bile konuyla ilgili yazılmış binlerce yazı ve o yazıların başına eklenmiş satırlarca laf salatası bulabilirsiniz. O yüzden önümüzdeki paragraflarda sizi sıkmamaya, konuyla ilgili en elzem ve en çok merak edilen bilgileri vermeye çalışacağız. “Konsol Savaşları” yazı dizimizin ilk ayağında Xbox 360’ı inceleyecek, bir sonraki bölümde Playstation 3’ü ayrıntılı bir şekilde anlatacağız. Daha sonra ise sırasıyla Natal ve PS3 Wand’dan bahsedeceğiz. Hazırsanız başlayalım.
“Yanık ekran kartının kokusunu seviyorum.” – Anonim
 Bu ışığınızın kırmızı olmaması dileğiyle... Öncelikle neden bir konsol almak isteyebileceğinizden bahsedeyim. Konsollar (bu yazı kapsamında incelenecek olan Xbox 360 ve Playstation 3), geliştiriciler tarafından aksi iddia edilse de oyun oynanılacak makinelerdir. Siz belki PS3’ünüzü bir media center olarak kullanmayı, eşiniz ve iki çocuğunuz ile ekran karşısına geçip Playstation Network’ten satın aldığınız Alaaddin’in Sihirli Maceralarını izlemeyi düşünüyor olabilirsiniz. Amerikan Rüyası dediğimiz ve konsol reklamlarında bolca gördüğümüz bu neşeli aile tablosu, sizi bilmiyorum ama en azından benim gördüğüm Türkiye oyuncu kitlesine pek uymuyor. İzniniz olursa genelleme yapmak istiyorum: Biz, arkamıza yaslanıp teknik detayları ile uğraşmadan rahat rahat oyunumuzu oynamak isteriz. O sırada arkadaşımızdan gelen “Abi koş maç var.” mesajı ile saniyeler içinde oyunun lobisinde toplanıp dakikalar içinde aksiyona atlamaktır en büyük arzumuz. Konsolların özü de budur zaten: Sizi video sürücüsü, codec’leri, işlemci gücü, fan hızı, kasa sıcaklığı gibi detaylarla uğraştırmadan koltuğunuzda veya kanepenizde geriye yaslanıp keyfinize bakabilmenizi sağlamak. Belki masanın altına girip kasanın vidalarını tek tek sıkmak sizin hoşunuza gidiyor olabilir, ama okul ya da iş sorumluluklarından paçasını gece en erken 10-11 civarı kurtarabilmiş ve sabah 7’de kalkmak zorunda olduğu için en fazla iki üç saat uyanık kalabilecek biri için konsol dünyası cennettir. Ben de size bu yazıda, hoşunuza gidebilecek hurilerden ve onların özelliklerinden bahsedeceğim. Hayır, konsolunuz size boyun masajı yapamaz.
“Dumanını koklamadığım işlemciyi ne yapayım ben?” –Bir PC sahibi
Xbox 360 ve Playstation 3, piyasaya çıkışlarından bu yana oldukça yol katettiler ve potansiyel kullanıcılara fikir değiştirtebilecek farklılıklar oldukça azaldı. İki konsol da resmi olarak aynı fiyattan satılıyor ve seçim yapabileceğiniz birden fazla model mevcut. Xbox 360 almak isteyenleri caydırabilecek belki de en önemli unsur olan “Ölümün 3 Kırmızı Işığı(nam-ı diğer 3K)”, büyük ölçüde ortadan kalktı. Teknik ve duygusal farklılıkların azalmasıyla birlikte seçim yapmak da daha çok sizin zevkinize kalmış bir şey. İki konsolun da birbirlerinden oldukça farklı oyun tarzları var. PS3 oyunları daha çok sinematik oynanış tecrübesi üzerinde dururken 360 oyunları, çoğunlukla multiplayer’a daha önem veren yapımlar. Ama dediğim gibi, yıllar geçtikçe aradaki kesin çizgiler bulanıklaşmaya başladı ve Alan Wake olsun, Mass Effect 2 olsun sinematik açıdan ne Metal Gear Solid 4’ten ne de Uncharted 2’den aşağı kalır yanları yok. Microsoft, Playstation 3 ile rekabet halindeki konsolunun geleceğini tamamiyle Halo serisine bağlayacak kadar kafasız bir şirket değil elbette ve Gears of War gibi exclusive oyunlarının yanında durabilecek etkileyici yapımlar üzerinde harıl harıl çalışıyorlar. Bu nedenle 2010 yılında çıkacak oyunlar düşünüldüğü zaman konsol savaşlarıyla ortaya çıkan yangın gittikçe daha çok büyüyecek. Seçimizde yardımcı olabilmek için Xbox 360’ı 5 adımda inceleyip avantaj ve dezavantajlarını karşılaştırdık. Buyrun bir sonraki sayfaya.
|