Çok haklısın Newermind, özellikle en zorda oynadığın zaman, genelde normal zorluk seviyesinde çoğu zaman kullanmana gerek kalmayan büyüleri bile kullanmak durumunda oluyorsun ve dediğin zayıflık büyüleri, özellikle en zorda çok işime yarıyor. Ben de saf büyücü olarak oynarım daima, High elf+mage+mage olarak. Ama benim özellikle Oblivionu bu kadar, hatta serinin diğer oyunlarından da çok daha fazla sevmenin asli nedeni, ilk defa kendi adıma oyunun içinde yaşamana izin vermesi, hiçbir görev yapmasan da, oyun içinde yaşıyor olman ve bu duyguyu çok iyi bir şekilde oyuncuya verebilmesi benim için bu oyunu istisnai bir yere koyuyor. Ancak diğer RPGlere baktığımızda, bizi ordan buraya, o görevden bu göreve sürükleyip duruyorlar, he Oblivionda aynı şeyi yapıyor ama istemezsen hiçbir şey yapmama özgürlüğünü de veriyor. Sabah kalkıp birz bitki toplayıp, biraz iksir yapıp onları satıp akşam barlarda kafa çekmene izin veriyor mesela........

Ya da sadece atınla şöyle bir deniz kenarı yolculuğu yapıp, abacean sea de, güneşin batışını ya da doğuşunu seyretmek, o muhteşem manzara, ya da diğer karakterlerle sadece çene çalmak (ki diyaloglar keşke daha ii olsa) bile yeterli bu oyunda. Benim için güzel olan tarafı bu. Diğer RPGlerde belki diyaloglar daha gelişmiş olabilir (hatta belki değil, kesinlikle daha ii diyalogları olan RPGler çpğunlukta) ama o diyalogları sadece görev eksenli kullanmak durumundayız. Bir MEte bak, ana görev bitince resmen oyun bitiyor yaaa ya da NWN'a bak (hem 1 hem 2 için) görev görev görev görev, sonra? GÖrev harici oyunda, oyunun içinde yaşayabilmene izin verilmemiş. Elbette Oblivionun eleştrilecek çok yanı var, en başta da diyalogları ve lineer yapısı geliyor ama, hakkını da vermek gerek, bence şu ana kadar oyunun içinde yaşadığın duygusunu en ii şekilde verebilen tek oyun.