Okur İncelemelerim
Sayfa: [1]
Yazdır
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Feyling Online
Alpha Üyesi

Üyelik Bilgileri
« : 30 Kasım 2008, 19:50:03 »

Arkadaşlar, kalleş başlığın da belirttiği gibi (Neden kalleş? Çünkü buraya yazabileceklerimden çalıyor.) bir okur incelemesi yazmış bulunmaktayım.
Merak edenler bir göz atıp yorumlarını esirgemezse sevinirim.
Yalnız ilk incelemem eleştiriken kibar olun ( boo), kırılırım ağlarım falan fişman Tongue. Şaka şaka, eli kılıç tutan herkes gelsin.

http://www.oyungezer.com.tr/content/view/760/195/#jreview_42 şurada inceleme, buyrun.

Başlığı değiştirdim ki yeni bir inceleme yazdığımda, ben tekrar tekrar konu açmakla, siz de beni konuları bir başlıkta toplamam için uyarmakla uğraşmayın. Ki bir kaç tane daha inceleme yazacağım yakında.
« Son Düzenleme: 21 Aralık 2008, 23:35:58 Gönderen: Feyling » Logged
Feyling Online
Alpha Üyesi

Üyelik Bilgileri
« Yanıt #1 : 03 Ocak 2009, 16:53:55 »

İncelemelerime Legacy of Kain Soul Reaver'la devam etmek istiyorum ama malum, sitenin okur incelemeleri bölümünde yer alması imkansız, çok eski bir oyun. O yüzden buraya yazıyorum. Bu arada incelemeyi günümüz şartlarına göre yaptığımı hatırlatayım. Yoksa kurduğum bütün cümlelerde "zamanına göre..." kelimesi kullanmak zorunda kalacaktım Smiley .
God of War incelememe de yaptığınız eleştiriler süperdi, manyaktı Tongue (en azından okuyup tik atan olmuş, sağolsunlar). Bu sefer de eleştirilerinizi bekliyorum, ilk seferinde kılıçla bile gelmeyen arkadaşların baltalarıyla gelmelerini rica ediyorum.
Logged
Feyling Online
Alpha Üyesi

Üyelik Bilgileri
« Yanıt #2 : 03 Ocak 2009, 17:03:05 »

                   
LEGACY OF KAIN: SOUL REAVER


Kıskanç efendim, kendisi sahip olamadığı, güzel kanatlarımı nefretle kırdı, kardeşlerim acı içindeki vücudumu, ruhların süzüldüğü abise fırlattı. Etim yandı, kemiklerim dağlandı ve cesedim, abisin dibinde yeniden canlandırılacağı günü bekledi.
Canlandım… Bir vampirdim, isimsiz bir cansıza dönüştüm; kan için açtım, ruhlarla açlığımı bastırdım; efendim Kain sayesinde hayat bulmuştum, şimdiyse sadece onu yok etmek için varlığıma devam ediyorum.
Benim adım Raziel ve ruhunuzu söküp almaya geliyorum.
Şu sıralar, karizmatik kahramanlar söz konusu olduğunda, insanların gözleri belki sadece Kratos’u, Marcus’u, Prince’i görüyor. Maalesef, Raziel, harika, orijinal dizaynına, derinlemesine yazılmış diyaloglarına, usta işi seslendirmesine ve de yüzünden geri kalanları sarıp kapattığı şalına rağmen unutulmaya yüz tutmuş durumda. En son Legacy of Kain Defiance’da karşılaşmıştık Raziel ve Kain ile sonra da ses seda çıkmadı dostlarımızdan (düşman başına böyle dostlar).
“Dostlarımız”dan hala haber alabildiğimiz eski vakitlere dönersek, (çok da eskiye değil, yani Blood Omen’e falan gitmiyoruz henüz, mesela Legacy of Kain Soul Reaver’a kadarcık)  aradığımızı buluruz gibi geliyor bana.
Oyunumuz 1999 yılında Eidos tarafından yayınlandı. Yapımcısı ise Crystal Dynamics. Soul Reaver'a, Legacy of Kain serisinin yan oyunu diyebilirdik eskiden olsa ama seri son çıkan oyunuyla Blood Omen 3 olarak değil de, Defiance olarak çıktığından, ana seride, Blood Omen'in devamı olarak görebiliriz Soul Reaver'ı. (Blood Omen 2 de zaten hikayeyi devam ettirmez, Kain'in geçmişteki yenilgisi ve uyanışı konusunda bir ara oyun görevi görür.)

Fazla kafamızı yormayarak geçiştirebileceğimiz grafikler kısmına girelim öncelikle. Soul Reaver, vaktiyle PC ve PSone platformlarında karşımıza çıkmış. Sadece o yıllarda, ilk gördüğümüzde dibimizi düşüren, fakat daha sonra PC platforumu kendi evrimiyle grafik çıtasını birkaç kilometre yukarı çıkardığında gözümüze kusmunç gelen grafikler hayal ederseniz sorunumuz kalmaz (Kain’in suratı piksellerden görünmüyordu bile, o kadar diyeyim). Kaplamalarda ve ışık huzmelerinde de bol miktarda bozulma olduğunu söylemem gerekiyor. Böyle grafiklere bakmaya dayanamazsam oynamaya nasıl dayanayım diyen insanlaraysa, “Bundan daha kaliteli bölüm dizaynlarını Tomb Raider serisinde mi görmeyi bekliyorsunuz? Hıh!” diyorum sadece.
Müziklerin kasvetli ve rahatsız edici olmasına özen gösterilmiş olduğu belli fakat çoğu yerde amaçlarına fazla ulaşıyor yani fazla rahatsız edici oluyorlar. Aynı şey çevre efektleri, sesleri için de geçerli. Hele yaratıklar öyle sesler çıkarıyorlar ki, onlarla kapışmaktan çok seslerini duymamazlıktan gelmeye çalışmakla uğraşıyorsunuz. Ses efektleri yerin dibindeyken Raziel ve oyundaki öteki karakterlere varlık kazandıran seslendirmelerin ise çok kaliteli olduğunu söyleyebilirim. Bu kalite diyaloglarla birleşince, tadından yenmez oluyor.
Teknik yetersizlikler oynanışta da kendini gösteriyor. Bulmacalar için koştururken, sürekli dirilen canavarla uğraşmak zaten tatsız bir durumken, elinizdeki silahın etki mesafesini tutturamayıp, bir sağa bir sola boşuna savurmak durumu daha da zevksiz hale getiriyor. Neyse ki çevrenin navigasyonunda, bulmacalar için atlayıp zıplarken, bu tür tutturamama durumlarıyla uğraşmıyoruz. Hatta güzel mimari bir dizayna sahip oyun çevresinde gezinmek, çok yüksek noktalardan atlayıp, kırık kanatlarımızla süzülerek iniş yapmak zevkli bile.
Bulmacalar demişken, onların da sürekli kutu itmece ve vana çevirmece, arada bir de hangi durumda material, hangi durumda spectral evrene geçiş yapacağımızı akıl etmeceden ibaret olduğunu, çözmesinin zevksiz ve sonuca ulaşmasının da herhangi bir tatmin vermediğini söylersem, beni tanıyanlar o kadar verip veriştirdiğin oyunun nesini seviyorsun diyeceklerdir muhtemelen.
Olay şu ki, bütün bu eksik diye yazıklarım aslında teknik aksaklıklar. Tabii ki bütünün mükemmelleşmesini engelleyen unsurlar bunlar, bizi oyundan adım adım, ufak ufak soğutan.
Ama açık görüşlü bir zihin bu oyunu oynatan şeyin, bütün eksik noktalarına rağmen, grafiklerin, seslerin, oynanışın bir araya gelmesiyle oluşturduğu atmosfer olduğunun farkına varıyor (burada açık görüşlü zihin ben oluyorum Smiley ). Oyunun bölüm dizaynları, hikayenin işleyişi, süper karizmatik bir karakteri kontrol etme imkanı (bu benim bonusum olsun) vs…, bütün bunlar abise atıldığımız ilk andan, Kain’e ulaştığımız son ana kadar, sürükleyici etkiyi veriyor.
Böylece ben vaktimi bu oyunla harcamış olduğum için pişmanlık duymuyor, hevesle Soul Reaver 2’nin başına geçiyorum.
Atmosfer ve hikâye oyunu oynattıracak kadar iyi olsa da, bir platform, kutu ya da vana bulmacası sonrası (veya arası) zorlama aksiyonla uğraşmak herkese göre, özellikle günümüz checkpoint sistemi ve kaymak gibi akıcı dövüş, savaş sistemlerine alışmış oyunculara göre değil. Eskinin tadını ucundan da olsa alamamış oyuncular, oyunun ilk 2 saatinde bıkacaklardır (Mesela ev arkadaşım izlemeye bile dayanamadı Smiley ). Ama PSone platformuna, eski oynanış sistemlerine hala sıcak bakan, hele bir de gözleme ve mantık yürütmeye dayalı bulmacaları çözmeyi sevenler için denenmesi gereken eski bir hit bu.


Logged
Sayfa: [1]
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.3 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Joomla Bridge by JoomlaHacks.com