Oblivion- Fallout(1-2) karşılaştırması yapmak bazı kişilere konu dışı ve saçma gelecektir belki ama bence çok da doğru bir tartışmadır. O yüzden bir karışaltırma yapalım diyorum:
(Fallout 2'yi baz alacağım çünkü hem daha kalabalıktır hem de daha olgundur. Ayrıca F2'yi daha çok oynadığım için daha çok bilgim var.)
1-Dialog Sistemi:
Fallout: Sonuna kadar mizah doluydu. Örnek vereyim: Special Eencounter olarak Vault Dweller'ın kafasının heykeliyle karşılaşıyoruz. Ben choosen one'ım diyoruz. Falan filan, bir yerde heykel ı-ıh diyor, biz hıhı diyoruz, o ı-ıh diyor, biz hıhı diyoruz. Bu dialog tamı tamına 12 saat boyunca sürüyor. Sonunda heykel eeeaah yeter ulan al şunu defol git başımdan diyor. (bir de New Reno'da Rocketman vardı, ona hiç girmiyorum bile

)
Ya da başka bir örnek: Vault City'nin dışındaki Cassidy'nin barının güneyinde bir çocuk vardır, bebeğini kaybetmiştir. Barın arkasındaki kutuların arkasında bebeğini bulur, ona veririz. Çocuk bebeğiyle konuşmaya başlar. Bebeğin adı Nixon'dır. Çok kısa olduğundan ve hep mavi ceket giydiğinden falan bahseder. (anlamayanlara: Richard Nixon'a göndermedir)
Sonuna kadar anlamlıdır. Örnek verelim: Harold Vault City'den Hy-Mag almanızı isterken şöyle der: "They shoot ghouls on sight, makes conversations a bit tricky." Bunu söylerken Harold, ırkçılığı, güçlünün zayıfı sindirmesini, çaresizliği, azınlık olmayı, ezilmeyi özetler. Hem de tek cümle içersinde.
İyi, kötü ve nötr seçenekler vardır. Karşınızdaki karaktere nasıl davranacağınızı seçebilirsiniz. Ama her zaman iyi ve kötüye odaklı da değildir seçenekleriniz. Kovboy'u oynayabilirsiniz, sevgi dolu bir insanı oynayabilirsiniz... herşeyi oynayabilirsiniz. Frp oyunlarındaki DM'ler bile bu kadar güzel dialoglar oluşturamazlar.
Oblivion: Mizah mı? Ahoahuaeheuhee! Onu geçiyoruz zaten. Oblivion'da bir konuşma sistemi vardır, evet, ancak bir dialog sistemi değildir bu, bir monolog sistemidir. Adam size bişeyler bişeyler anlatır, siz sonra ne hakkında konuşmasını istediğinizi seçersiniz. Bir dialog içersinde karşınızdakine nasıl davranacağınızı seçmeniz gibi birşey söz konusu değildir. Karşınızdakine caka satamazsınız, onu tersleyemezsiniz, ona iyi davranamazsınız. Onun sizi ne kadar sevdiği, dialogda yaptığınız seçimlere bağlı değildir. Onun yerine gerzekçe bir oyun oynarsınız. Diyelim, bir gardiyanı hapishanedeki birini ziyaret etniz için ikna etmeniz gerekiyor. Ona "fıkra" anlatırsınız. Ben daha bişey söylemiyorum.
2-Mekanlar ve karakterler:
Fallout: Oyundaki her şehrin bir karakteri vardır. Arroyo tam bir kabiledir. Küçük bir komündür ve insanlarının tek bildiği tarım ve mızraklardır. Bir de tabi Vault Dweller'ın efsaneleri. Klamath yıkık dökük, daha kendini oluşturamamış bir şehirdir. İnsanları mesafeldir biraz ama hepsi de yine de canyakındır bir yerde. Ticareti severler. Bir kişinin sorunu, tüm kasabanın sorunudur. Den, New Reno'dan gelen uyuşturucularla bitkisel hayata sokulmuş bir şehirdir. Çete savaşları, kölecilik gırla gider. Çocukları kapı önlerinde yankesicilik yapar. Şehrin yarısı tavşan avladığını zanneder(bugs bunny'e gönderme). Kimsenin birbirinden haberi yoktur. Kimsenin kendinden de haberi yoktur. Silahınızı çıkarıp alakasız birini öldürürseniz hiç bişey yapmaz, hayatlarına devam ederler. Vault City faşizmin, önyargının başkentidir. Kendi türünden olmayanları geçtim, insanları bile sevmezler. Şehirlerine bağlıdırlar ve Vault'tan çıkmamış insanları ezerler. "Hizmetli" adı altında dışarıcıları köle olarak kullanırlar. Dışarıdan muhtaş durumda gelmiş mültecileri iliklerine kadar sömürürler. Diğer insanlar olmadan dünyanın daha güzel bir yer olacağını düşünürler. Gecko ezilmişliğin bir başyapıdır. Bir nükleer santral işletirler ama beyinleri yeterli olmadığından onu da beceremezler. Vault City'nin tam aksine kendilerinden olmayanlara o kadar sıcak, o kadar canayakın davranırlar ki dibiniz düşer. İşte dünya böyle bir yer olmalı dersiniz. Radyasyondan hiç bişey yetiştiremezler, hep Vault City'nin baskısı altındadırlar, derileri onlara acı verir, hayatın bütün şartları onlara karşıdır. Ama onlar yine de o kadar mutludur ki... Broken Hills'de sosyalizmin çok güzel bir örneğini görürüz. Mutantlar, ghoullar ve insanlar süper bir harmonide yaşarlar.(gibi görünür) Hapishanesinde bile insanlar var mutantlar aynı yerdedirler. Dünya sevimlisi, hep halkının iiliğini düşünen, filozof bir başkanları vardır. Hatta kendisi mutanttır ve elinde benim boyum kadar bir minigun taşır. Herkes sever kendisini. Evet mutantlar ve insanlar birlikte geçinirler ancak birkaç sütübozuk tarafından bu güzel düzen yıkılmak üzeredir. Bu da sosyalizmin bir eleştrisi olarak kabul edilebilir. New Reno uyuşturucunun ve seksin başkentidir. Mafya aileleri bütün şehri kontrol eder. Uyuşturucu hem her köşe başında, hem de mağazalarda satılır. Her taraf fahişe kaynar. Hatta bir porno film stüdyosu bile vardır(ve siz porno yıldızı olabilirsiniz). Herşey çıkar üzerine kuruludur. İnsanları bilgiyi bile satarlar. Mafya aileleri hakkında bilgi almak için tam 175 buck saydım adamın eline. New California Republic(NCR) insanlığın büyük savaştan önceki haline en çok yaklaşabilen yerdir. Polisleri hata affetmez. Her yerde polis vardır. İnsanları cafelere takılır, geçim derdinde normal insnalar gibi yaşarlar. Ama yönetimi agresiftir. Her şehri kendi bayrakları altında toplamak isterler.(belki böylesi daha iyidir?) Modoc kuraklıktan artık hiç bişeyy yetiştiremeyen bir tarım kasabasıdır. İnsanları sefalet içerisindedir. Su 1000 buck'a satılır. Ve içinde sudan çok çamur vardır. Kimse susuzluktan başka bişey konuşamaz. Redding tam bir kovboy şehridir. İnsanları vahşidir. Eski kovboylar gibi konuşur, onlar gibi yaşarlar. Squat kapalı toplum yapısının güzel bir görüntüsüdür. İnsanlar yabancılarla "konuşmaz". Ama bir kere bu küşüç komün içerisine girebilirseniz sizi kendilerinden çok severler. Çünkü başka kimseleri yoktur. Gelen vurmuştur, giden vurmuştur. Komün, NCR ve raiderler arasında çapraz ateşte kalmıştır. Ellerinde ticaret yapacak hiç bişey yoktur. Çadırlarda yaşarlar. San Francisco iki gücün arasında sıkışmış, insanları caka satan ve boş işlerle uğraşan bir şehirdir. Ama resmen şehirdir. Gerçek binalarda oturur, gerçek asfalt yollarda gezerler. Bayağı da kalabalıktır. Gerçekkten işleyen bir limanları vardır! Hatta düşmüş bir uzay mekikleri bile vardır.
Her bir karakterin gerçekten bir karakteri vardır Fallout'ta. Cassidy'nin kalp rahatsızlığı vardır, Harold manyaktır, Hakuin hem keş hem de ariftir... falan filan...
Oblivion: Tüm şehirler birbirinin kopyasıdır. Herhangi bir ortak sorun, ortak kimlik, ortak konu yoktur. Şehirlerin sadece göstermelik özellikleri vardır. Anvil liman şehridir, Chorrol güzeldir, Cheydinhal binadır sırf falan. Yok başka bişey. Hepsi aynı lan. Mimarisi aynı, coğrafyası aynı, insanları aynı.
Karakterleri de hep aynıdır. Tek tiptir. Çok az insan vardır oblivion'da da ama hiç birinin ayırdedici bir özelliği yoktur. İşgal altında bir şehrin kilisesinde kısmış bir grup zavallının birine gidip rumors dersen bilmem hangi şehirdeki bilmem kimin alchemy ustası olduğundan bahsederler güler bir yüzle.
3-Savaş sistemi:
Fallout: Gerçekten zordur. İstediğiniz kadar kolaya ayarlayın, yine de zordur. Taktik kullanmanızı ister sizden oyun, yoksa canınız fena yanar. Oyun sizi korumaz, size düşmandır. Arroyo'dan ayrılıp paso güneye giderseniz centaurlarla karşılaşırsınız. centaur yanınıza geldi mi öldünüz zaten. Tek turn bile dayanamazsınız. Skilleriniz pek fayda etmez savaşırken. Sadece beyninizle kurtulabilirsiniz savaştan. Çünkü siz bir süperkahraman değil, ortamın bir parçasısınızdır.
Oblivion: İstediğiniz kadar level atlayın, istediğiniz kadar skill kasın, yine aynı zorluktadır. O zorluk da sizin belirlediğinizdir. Taktik falan yoktur. Sadece iki üç tane kılıç hareketiniz vardır. Büyüler hep aynıdır. Yelpazesi geniş değildir. Ok kullanacaksanız tek seçeneğiniz var, oku atmak.
4- Atmosfer:
Fallout: Yıkılmış bir dünyada yaşadığınızı hissedersiniz. Müzikler mükemmeldir. Radyoaktif çöller, paramparça binalar, random encounterlar...
Oblivion: Manzara hoş tabi. Doğanın içinde olduğunuzu hissediyorsunuz. Ama o kadar. Müzikler kelimenin tam anlamıyla berbat ve kendilerini o kadar çok tekrar ediyorlar ki iki dakikada tüm soundtrack'i ezberleyebiliyorsunuz. İç mekanlarda bir yapmacıklık var. Bir kaleye girdiğinizde kalede misiniz yoksa evin içinde mi, anlayamıyorsunuz.
5-Analitik Yansıma:
Fallout: Herşey gözünüzün önündedir. Neyin neye yol açtığını bildiğinizden karakterinizi daha dengeli yaratabilirsiniz. Perklerin hepsi kendi başına şaheserdir. SPECIAL sisteminin güzelliği ve kullanım kolaylığı tartışılamaz.
Oblivion: Neyin ne olduğu, ne işe yaradığı hakkında hiç bir fikriniz yoktur. Ne kadar kullanırsanız o kadar gelişir skilleriniz, tamam bu güzel bir düşünce. Ama kardeşim level atlayınca, skillerini geliştirince ne oluyor ki? Nasıl olsa dünya da seninle level atlıyor. Hiç bir farkı yok ki lan! Bir tek daha büyük canamarlar görüyosun o kadar. Ben oyunu 3. level bitirdim be! Elimde demir bir kalkan ve çelik ve kılıçla! Hiç birşey farketmedi!
6-Özgürlük:
Fallout: Sadece ana görevi tamamlamanın bile 60dan fazla yolu var. Yan görevleri saymıyorum bile. İstediğiniz yere gider, istediğiniz gibi davranırsınız. İyi de olabilirsiniz, kötü de, nötr de. Vault City'nin vatandaşı olmak için Gecko problemini çözmeniz gerekir. Harold ile konuşup Hy-Mag'i alabilirsiniz Vault City'den. Sonra Festus'u yüklemesi için ikna edebilirsiniz, bilgisayardan yükleyebilirsiniz, ya da radyoaktif bölgeye girip kendi elinizle yükleyebilirsiniz. Ya da bütün gecko'yu temizleyebilirsiniz. Her türlü, vatandaşlık sizindir. F1'de Master ile konuşup onun mutantlarından biri olarak bitirebilirsiniz oyunu. Onu öldürerek bitirebilirsiniz. Ya da mutantlarının kısır olduğu hakkındaki raporu vererek bitirebilirsiniz.
Oblivion: Tamam her yere gidebiliyorsunuz, çok güzel doğa ortamı falan ama, her yer aynı ki! Her mağara, her zindan, her kale aynı! İçerisinde hep aynı düşmanlar, aynı itemlar var. Mimarileri de aynı. Bir zaman sonra sıkılıyorsunuz. Bu boş bir özgürlüktür. Ki zaten oblivion'ın özgürlüğü burada biter. Görevler çizgiseldir. Değil midir? İyi ve kötü olmanız gibi birşey yok oyunda. Herhangi bir seçim yapmanız gerekmiyor çünkü iyi ve kötü olmak oyunda hiç bir şeyi değiştirmiyor. Böylece hem iyi hem kötü olabiliyorsunuz. Bunu yapana da anca şizofren derim ben.
Yoruldum lan tamam. Daha sonra devam ederim. Bu arada eklemek istediğiniz bişey varsa, lütfen ekleyin, geliştirelim.
Gözümden bir damla yaş süzüldü şu yazdıklarını okurken Kaelin, bu kadar mı güzel anlatılır... Gel... Gel, içecek birşeyler ısmarlayasım geldi sana... Valla bak...
(Tek katılmadığım nokta Oblivion'ın müzikleriyle ilgili. Bence Oblivion'ın müzikleri hoştu gayet. Çok başyapıt değil belki ama, güzeldi yinede... Onun dışında kelimesi kelimesine katılıyorum.)