Çok uzun zamandır bir şey yazılmamış bu başlığa. Çok uzun zamandır rapor vermemişiz size, siz de çok uzun zamandır merak etmemişsiniz ofiste nelerin olup bittiğine. Benim de akşam akşam nedense bugün ofiste neler olup bittiğini anlatmak geldi içimden...
6 günlük Cebit maratonundan hasta ve yorgun bir şekilde çıkmış olduğum için ecnebilerin PM diye tabir ettiği bir saatte ofise gelebildim ancak. Geldiğimde Kaan, Sinan, Erden, Berkant ve Faruk ofisteydi. Bi de misafirleri vardı, üstelik misafirleri baklava getirmişti ama ben tercihimi kahveden yana kullandım. Birkaç saat sonra Serpil ve Tuğbek de geldi. Sıcak kahveyi bulunca çok sevindiler, yumuldular hemen kahvelerine. Ofis; çöp evden hallice olduğu için yarın ofisi temizletmeye karar verdik. Ama sorun, bizim için oldukça erken bir saatte gelecek olan kadını kimin karşılayacağıydı. Ben de hasta ve eve gidecek mecali olmayan biri olarak "bu akşam burda kalıyım ben, sabah kapıyı açarım, ama erken saatte gelmesin" dedim. Ey uyku, sen ne güzel şeysin. Sonra Ogün'ün Taksim'de yaşadığı unutulmaz anları anlattık Sinan'a. (Size anlatmayacağız ama, siz Kasım sayısında Cebit yazısında okuyacaksınız

) Akşam, masraf fişlerini yazıp verdik Tuğbek'e. Sonra da dürüm söyledik yemek için. Sinan, daha dürümünü bitirmeden fişini Tuğbek'e verdiği için Tuğbek dalga geçti Sinan'la. Şimdi de Sinan, Serpil ve Tuğbek toplantı yapıyoruz diye içeri gittiler ama ben toplantı yapıyoruz ayağına içerde LittleBigPlanet oynadıklarından şüpheleniyorum.
Güzel bir gündü bugün. Herkes ofiste olduğu için,herkes geç saatlere kadar ofiste kaldığı için, herkes diğerlerini aileden biriymiş gibi hissettiği için; kış akşamlarında sobanın üzerinde kestane pişiren kalabalık bir aile havası vardı bugün ofiste.