amerikalardan guzel turkiyemin guzel dergisinin guzel forumuna yazi yazmanin verdigi bir sevincle, ne cabuk geciyor yahu zaman su 2 ay da gecse de donsem ulkeme be !
neyse ne zamandir yazamiyordum, bu ozel topige kismetmis nice yillara
şöyle yapalım, god of war 3 çıkmasın gönül rahatlığıyla 360 alalım. nası fikir ? veya mesela ea satın alsın scc'yi multiplatform olsun ? gerçi yok o olmasın ds'e falan çıkarmaya kalkarlar rezil olur güzelim oyun. peki o olmasın bu olmasın nasıl oynanacak bu gow. ea bana 1000 dolar versin, çok parası var onun, ben de gidip ikisinden de alayım. herkes mutlu olsun...
hello mr hindle, or as they called you around the hospital : zepp. i want you to make a choice...
ahah aklıma kazınmış adamın replikleri, ama ne sondu be 1'in sonu. avatarımın sebebi de bu diğer 3 film değil yalnızca ilk filmdir. her ne kadar baydı, 3te kalsın, cıvıttılar vs. diyecek olsam da izleyeceğiz diğer 2 filmi de, çare yok...
bu arada çağlayan, hello zepp'in elden geçirilmiş hali -3'ün sonunda çalan- shithole theme daha bir hoş, ona da bakmanı öneririm...
tabii ki, fish'in biryerlerine iğneler, dikenli güller sokması bu yüzdendir zaten. aynı zamanda suçluluğu yüzünden her gece kendisini çivili sopayla dövdüğü söyleniyor. bu arada yojimbo pek sevindim yalnız olmadığıma, hdd'sinde bu mektupları barındıran bir ben varım sanıyordum ne yalan söyleyeyim
laçin korkma benden abi bu bir merak, hobi neticesinde ama katillere özenenler de yok değil. yıllarca katillerin yaptıklarını okuyup, gazete kupürlerini toplayıp, her cinayetini bir seri katilinkine benzeten bir manyak vardı bir ara bakarsın bizden de bir tane çıkar bu arada katillere özenmek kadar da salakça bir şey de yok heralde. adamların kişilikleri o kadar zayıf ki aslında, zekaları dışında hiçbir yetenekleri yok. toplumda hiçbir zaman iletişim kurmayı beceremiyorlar, tam anlamıyla silik kişiler (verdiğim birkaç örnek dışında tabii ki). bu yüzden onlara özenmek içler acısı bir durum bana kalırsa. sadece medyanın abartmasıyla halkın gözünde ''gizemli'', ''karizmatik'' oluyorlar. herkes de zannediyor ki bu herifler muhteşem insanlar medya bu ezik insanları üstün varlıklar olarak gösteriyor sadece
laçin önce senin mesaja gözüm takıldı, saatlerce konuşurum bu konuda, uğruna sayısız kitap okudum ve neredeyse oyunlar kadar büyük zamanımı yiyordu bir zaman
söylediğinin tam tersine seri katiller çoğu zaman belli etmezler nasıl bir karaktere sahip olduklarını, onları bu kadar tehlikeli yapan zaten budur. insanlar uzak durulacak biri olmadığın görüşüne inanırsa onları kucağına düşürmek oldukça kolaydır. örneğin ted bundy neredeyse bütün kurbanlarını kendi istekleri doğrultusunda arabasına bindirmiş, sohbet etmiş, güzel sözler söylemiş, kendisinin korkulacak biri olmadığına ikna etmiştir. başarılı, yakışıklı ve karizmatik bir hukuk öğrencisi maskesiyle pek çok kadını zorla alıkoyma zahmetinden kaçabilmiştir.
bir diğer örnek yukarıda da resmi verilen albert fish. albert fish o kadar masum ve temiz kalpli birine benziyormuş ki öldürüp -söylentilere göre yediği- küçük kızlardan birinin öldürmeden önce evine gitmiş, ebeveynleriyle kahve içmiş, yarım gün sohbet ettikten sonra kızı sözde torununun yaşgünü partisine davet etmiş. annesi hiç tereddüt etmeden bu daveti kabul etmiş, tahmin edeceğiniz gibi kızını son görüşü olmuş. üstüne üstlük albert fish kızın etinin ne kadar lezzetli olduğuyle ilgili bir mektup bile yollamış. kadın okuma yazma bilmediği için tanıdıklarından mektubun içeriğini öğrenememiş. böyle de hikayeler var yani...
ed gein'a gelelim. teknik tanım olarak ed gein bir seri katil değildir. seri katilin ''seri'' olması için en az 3 kişiyi peşisıra benzer yöntemlerle öldürmesi gerekir. gein'sa sadece 2 kişiyi öldürmüştür aslında. ama yaptığı işler çoğu katilin yaptıklarından daha hasta olduğu için bu kategoriye sokulmuştur. yaptıklarını açıklamak isterdim ama pek kötü o yüzden şöyle izah edeyim; insan derisine oldukça tutkulu biri ed gein... isteyen gein'ın evinde bulunanlara internetten bakabilir
daha sayfalarca yazı yazarım da şimdilik bu kadar kalsın
oyunu bu sabah bitirdim, oldukça güzel bittiğini söyleyebilirim. bioware hakikaten biliyor bu işi. fakat 2 şikayetimi belirtmeden geçemeyeceğim : 1, ana hikaye fazla kısa. yan görevlerin yarısından çoğunu bitirdim, 15 saatte bitti oyun, en azından 2 gezegenlik daha ana görev olmalıydı. bir diğeri ati 19xx serisinde inanılmaz grafik hataları var, ışıklar dağılıyor, kaplamalar bir felaket ve işin kötüsü hala bir yama yayınlanmış değil, bioware sessiz kalma hakkını kullanıyor bu sorun karşısında (bkz. gears of war runtime error, koca bir firmanın 6 ayda bir sorunu çözememesi )
bu hatalar dışında mükemmel bir senaryo, oldukça iyi düzenlenmiş bir hayali evren, rpg ve aksiyonun dozajının çok iyi ayarlanması, oyuncunun karakterini oyuna yansıtmasına olanak tanıyacak kadar detaylı bir diyalog sistemi oyunun artıları bana göre. bakalım bring down the sky'ı bekliyoruz
konuyu mrclown açar diye düşünmüştüm ama başkasına kısmetmiş crysis'i ben de çok sevmemiştim açıkçası. hele ki cod4'le beraber çıkmış bir oyun için oldukça fazla eksiği vardı. cod4 ise kusursuzdu ve ister istemez crysis'le karşılaştırıldı ve crysis -en azından benim gözümde- oldukça gerisinde kaldı cod4'ün. yapay zekanın saçmalaması, sarmayan bir uzaylı bölümü ve ölmeyen koreliler en büyük eksikliklerdi bana göre. bunun dışında sistem gereksinimini bir problem olarak görmemiştim ilk başta ama çalıştıran bilgisayar olmayınca optimizasyon konusunda hiç mi çalışılmadı gibi bir soru geldi aklıma. yani çok çok iyi grafikler gördük ve her biri oldukça iyi optimize edilmişti. crysis'in de edilmesi gerekirdi. neyse sonuçta rezalet bir oyun değil bence ama 9.5, 9.6 gibi puanlar alıp cod4'ü geçmeyi haketmiyor...