Kocaman resimler, minicik dipnotlar! HDD sanal kalem servisi iftiharla sunar!Kaybedecek birşeyin olmayınca hayat nasıl manasız geliyorsa,
Kaybedecek çok şeyin olduğunda da hayat korkutucu geliyor.
Sahip olamadıklarına üzülüyorsan,
Bak bakalım sahipleri nelere üzülüyor... Cıks şiir falan değil, telaşa gerek yok. Daha çok gelecek için bıraktığım pekte şirin olmayan notlardan biri. Sırf kendimde gözlemlesem mevzu bahis edilecek birşey değil ama madem yaygın birşey o zaman belirtmeden geçemeyeceğim: Bu insanlardan adam olmaz arkadaş! Taa herşeye sahip olduğumu düşünürken sağa sola kazıdığım dört küçük cümle herşeyide özetliyor zaten. O çok süper giden hayatın altını kazıyan yine insanın kendisi oluyor. Kötü gidişatta da mutsuz olan, hırsına yenik düşen, öfkeli aynı kişi, düzlüğe çıkınca yine kendi altını oymuyor mu? Şüpheler, mutsuzluklar, kendinden fedakarlıklar, hırs vb. faktörler insan hayatı için erozyonun yarattığı toprak kaybından daha yıkıcı değil mi? Gözlemlediğim kadarıyla yıkıcı olduğu kadar insan hayatıyla özdeşleşmiş bir parçası. Mutlu son kavramının kelime anlamıyla içine ediyor bu durum. Bu nedenle de nefret ediyorum.
"Go cry emo kid" edebiyatı yapmak yerine "bir yerlere birşeyler kazımıştım, onu buldum" diyerek geçebilirdim sanırım. Ama konu benim değil mi yahu ._// işte emo crea modeli! Zaman zaman çok önceden yazdığım notları okuyorum. İyice içime sindiriyorum ki notlar kaybolsa da gerçekler değişmesin. Umut çok sinsi bir yılan. İçinize kaçınca hayal gerçek birbirine kaçıyor. Taa en sonda yüz üstü "lönk" efektiyle çakılınca eski yadigar notlarınızla baş başa kalıyorsunuz. Neymiş insan sahip olduğuyla asla yetinemiyormuş. Bulgura giderken evdeki pirinçten oluyormuş. Sahip olduğunun kıymetini bilmiyormuş falan filan. Böyle depresif böyle iğrenç bir giriş oldu. Requiem for a Dream ile 2000: A Space Odyssey arası yazdım. Ama neden yazdım? Hmm etrafımdaki insanların sürekli "intihar etcez lay lay lom" demeleri yüzünden olabilir belki. Birde lay lay lom demeyenleri var, asıl onlar kötü. "Sessiz sedasız nereye kardeşim?" değil mi? Neyse neyse kim ne yapıyor kamuoyuna ne yani, değil mi? Seyirci kan istiyorsa biz ona veririz!

Birkaç gün önce bir tanıdığın yolladığı foto. O helikopterin uçtuğu her an masraf. Uçurduğu her hedefte ayrı bir katliam. Füzeler, yakıt fakir halkın cebinden çıkıp, başka fakir halkları öldürüyor. Fakat bütün bunlar füze izlerinin melek kanatları şekli oluşturmasını engelleyememiş. Görünüş yanıltıcı olabiliyor sanırım. Veya bildiğimiz kavramlar belkide çok değişkendir, kim bilir?
Yazarın canı sıkılıyordur, derdi vardır falan. Ama hepimiz bunları yaşamadık mı zaten? Sayfa benimse benim. Edebiyle kullan crea! Adam ol ._. Böyle birşeyi anlatmak bile bayat rutine bağlayıp insanı sıkar yahu. Gelip söylenmekten başka işim olmadığı zamanlarda olmuştu. Sonra dönüp okuyorum, "eöh bu ne ya" diyorum.

İşte bu tavır, bayım, size bir galaksiye malolacak...
O değilde belli sıkıntılar insanları keşiflere mi zorluyor nedir? Reklamlarını görüp çok fazla önemsemediğim Bant dergisini keşfettim. 50. Özel sayısını kapağındaki şu ana kadar gördüğüm en orjinal Atatürk çizimiyle gözden kaçırmak zor olurdu zaten. İçinde aynısının posteri var. Çizimin sahibi Obama'nın seçim afişlerini yapan adammış. Obey imzasını birkaç yerde görmeme rağmen bu kadar sağlam çalışmaları olduğunu bilmiyordum açıkçası. Kapağa tav olup dergiye ısındığım ender anlardan birini yaşadım, mutluyum. Biz yabancı değiliz. Bant'a edebiyat, kültür dergisi diyelim, samimi olsun. Vakit geçirmek için ideal bir meret. Derdi sıkıntıyı biraz unutup "ohş negzel bulmuşum ya" gibisinden ego tatmini yapmayı herkese öneriyorum.
http://bant.tv/http://www.itusozluk.com/goster.php/bant Bant'ın yanına Billboard aldım ama pek kesmedi. Bende zaman geçirmek için zaman zaman wasteland'e aktım. Zaman zaman Red Alert 3'e girdim. Psp'de ise yeni Smackdown vs Raw 2009 var. Kendi deyimleriyle blockbuster olmuş

Vakit yiyorlar, canı sıkılanlara bunlarıda tavsiye edebilirim.

Sıkıntı dedik, korunma yollarınıda verdik. Oh ne beleş iş. Quantum of Solace demediğimiz kalmıştı bir. Arkadaşım o nasıl bir filmdir. Tamam devam filmidir iyi güzelde önceki bölümü izlemeyen adamın anlamaması için özellikle uğraşmaya gerek yoktu yahu. Flashback, bilgilendirme, önceden olan bilmediğimiz bir olayın ortaya çıkması falan gibi şeyler yapılabilirmiş. Ben izledim ama çevremdeki kimse birşey anlamadı. Zavallı bir teyze vardı. "Kim nereye neden gidiyor ilk yarıda hiç anlamadım" dedi. Aksiyon sahnelerinden kırpıp, film kısaltılmaz birde. Koordinasyon problemli kaçış sahneleri istemiyorum. Bond, kızlarla flört edip, eski kız arkadaşına ağlama edebiyatı olmamış.

Bize ayrılan piksellerin sonuna geldik. Kendinize iyi bakın.
(hem şeytan ayrıntıda gizlidir derler, doğru sanırım >: | hadi bulun )