1988'de doğdum.1992'de dünyayı ele geçirmeye karar verdim ve ilk düzenli ordumu kurdum.1996'da Amerika'ya savaş açtım ve kazandım.1998'de üstün başarı madalyası almam gerektiğine karar verdim ve kendime madalyamı takdim ettim.2001'de tam tamına 87 karım vardı.Hepsi 10'ar çocuk doğurdu.2004'de geldiğimizde artık Amerika'yı yönetmekten sıkılmıştım.Hızımı alamadım Avrupa'yı fethettim.2007'de üniversitede okumaya karar verdim.Son olarak, 8573 tane kitap yazdım.Bu kitapların hepsi best-seller oldu.Çok zenginim.Hayalgücü zengini =)).
Derslerle dolu bir günün arından yurt odasına girmek. Sıcak bir duşun ardından I-Pod'u kapmak ve yatağa uzanmak. Müzik yavaş yavaş ruhunuza akarken uyku ile uyanıklık arasındaki o incecik çizgide durmak. Düşünmeye çalışmak, düşüncelerin rüyalara karışması, uçmak...
Bu şarkıyı dinlerken geçmişe gittim birden.. Çok değil, 7 ay önce bu durumdaydım ben, kabuslarda kaybolmuştum, kendimi kandırıyordum. Hala bırakmadı peşimi, hala inatla yapışıyor yakama, hala çekmeye çalışıyor beni derinlere.. Çok yakında tekrar deneyecek, hissediyorum.
Keeping up appearances Keeping up with the Jones' Fooling my selfish heart Going through the motions
But I'm fooling myself I'm fooling myself Cause you say you love me And then you do it again, you do it again You say you're sorry And then you do it again, you do it again
Everybody thinks you're well Everybody thinks I'm ill Watching me fall apart Falling under your spell
But you're fooling yourself You're fooling yourself Cause you say you love me And then you do it again, you do it again You say you're sorry And then you do it again, you do it again And again and again and again and again
But you're fooling yourself You're fooling yourself Cause you say you love me And then you do it again, you do it again You say you're sorry And then you do it again, you do it again You say you love me And then you do it again, you do it again You say you're sorry And then you do it again, you do it again And again and again and again and again
Creator, nette dolaşırken 'Aa bunu koyayım forumdaki günlüğüme, insanlar bilgilensin' dediğin için, sonra oturup böyle hazırladığın için bu postunu, 3-4 defa 'önizleme' tuşuna bastığın için (bastın biliyorum kandıramazsın beni ), 'gönder' tuşuna bastıktan sonra gene bir iki ufak hata bulup onları düzenlediğin için (gene kandıramazsın altta 'son düzenleme' yazıyor, kandırmak amacın olmayabilir ama olsun!), kısacası bir şeyler paylaşmaya çalıştığın için veyahut kendini paylaştığın için sana teşekkür etmiyorum. Onun yerine 'okuyorum seni ben, bilmeni istedim' diyorum. Dedim. Aslında yazıyorum. Yazdım. Neyse. Acayip şey şu forum. Ne tesadüf, tanıdık bir arkadaş helikopter resmini banada atmıştı, aynı şeyler benimde aklımdan geçmişti.. Ben yarın gidip Bant dergisini alayım en iyisi. Seni seviyoruz sadece vurulmayı bekleyen aptal bir kukladan ibaret olmayan ve birden duygulara kavuşan, derinleşen Stormtrooper.
Yağmur yağarken evde olmak ve nescafe hazırlamak. Akabinde o nescafeye azıcık Baileys ilave etmek. Sonra bir pencere açıp yağmurun sesini dinlemek. Yağmur her şeyi temizlemek için azimle yağarken nescafeden bir yudum almak. Sıcak ve yakıcı sıvı boğazınızdan geçerken, hafifçe esen soğuk rüzgarın çekimserce yüzünüzle buluşması ve yüz hatlarınızı tanıması.
Çağlayan, Watari'nin ölmeden önce L'in ismini söylemesine önlem alması bence Watari'nin elinde olmalı. Enterproxy sağolsun 2'nci oyundan sonra çok daha farklı fikirlerim vardı fakat internet'in olmadığı ve İnternete ulaşamadığım bir yerde olduğum için katılamamıştım ben doğru düzgün bir şekilde. Onun dışında süper fikirler bunlar, yalnız her oyuncunun farklı bir özelliğe sahip olması oyunu pozitifmi etkiler yoksa negatifmi? Zaten katılanların sayısı belli oluyor, eh neredeyse yarısıda aktif olmuyor falan...
Defter selam. AbidikMobidik'e söylermisin, İspanyolca ve Portekicze arasında sadece 2-3 harf farklı teleffuz edilir, bu yüzden birbirlerine çok benzerler, Italyanca ise onlardan az biraz daha farklıdır, aslında o Fransızca'ya yakındır. Gerçi o ayaklı ansiklopedi olduğu için biliyor bunları ama olsun ben atlayayım sazan gibi.
Kendime gelecek olursak, bu sana ikinci yazışım galiba. Şöyle anlatayım sana derdimi:
Did you happen to catch Or did it happen so fast What you thought would always last Has passed you by Is everything speeding up Or am I slowing down I'm just spinning around And I don't know why All the pieces don't fit Though I really didn't give a shit I never wanted to be like you But for all I aspire I am really a liar And I'm running out of things I can do
I'd like to stay But every day Everything pushes me further away If you could show Help me to know How it's supposed to be Where did it go?
Pleading and Needing and Bleeding and Breathing and Feeding Exceeding Where is everybody? Trying and lying Defying, denying Crying and dying Where is everybody?
Okay, enough! You've had your fun But come on there has to be someone That hasn't yet become So numb and succumb And god damn I am so tired of pretending Of wishing I was ending When all I'm really doing is trying to hide And keep it inside Fill it with lies Open my eyes? Maybe I wish I could try...
Insanın içinde aynı anda tamamiyle zıt duyguların seller sular gibi akabilmesi çok şaşırtıcı bir şey. Öyle olmalıyım şu anda. Öyleyim evet. Kendimi bile tanıyamaz halemi geldim yoksa?