Suudi Arabistan'dan bir bayanla tanışmıştım. O da Arabistandayken Ihlamurlar Altında'yı severek izlediğinden bahsetmişti.
Bunun yanında Çocuklar Duymasın Japonya'da gösterildi diye hatırlıyorum. Gümüş'ün başarısı zaten biliniyor. Arap ülkelerindeki sosyal yapıyı bile değiştiriyordu az daha
Walter üzülerek söylüyorum ama dizinin genel olayı bu maalesef. Ana senaryo ilk bölüm ve final bölümleri hariç bir iki noktada değinmek dışında hiç ilerlemiyor.
4. sezon güzel başladı ama bu CW'nin bütçe kesintileri yüzünden epey sıkıntı yaşıyacaklar gibi görünüyor.
Velhasıl güzel bir başlangıç yaptı Supernatural. Gerçi ben bu diziyi biraz tanıdıysam sezon finaline kadar ilk bölümde bahsedilen hiçbir olay işlenmeyecek, yine Winchester kardeşler bir sürü yan hikayeyle sezonu bitirecekler.
Bir saat kadar once izledim filmi... Öncelikle kesinlikle ingilizceye hakim değilseniz altyazısız izlenecek bir film değilmiş onu öğrendim. Diğer yandan ekşi'de falan yazan "Heath Ledger öldü, ondan bu kadar övülüyor." yorumlarına kesinlikle sallamayın. Jack Nickholson çok beğendiğim bir aktör olsa da, Heath Ledger'in Joker'i mimikleri, histerik tavırları, konuşması ve saf psikopatlığı ile Jack Nickholson'un Joker'ini katlamış. Heath Ledger'ı The Patriot dışında hiç izlemediğim için nasıl bir oyunculuk ortaya koyacağını bilmiyordum ama adam kesinlikle oyunculuğunun doruk noktasında vefat etmiş. Yazık olmuş kesinlikle...
Diğer yandan müzikleri, Batman Begins gibi, çok başarılı. Dövüş sahneleri bence ilk filmi katlamış. Zaten aksiyon sahnelerinde Christopher Nolan kalitesini belli ediyor. Hımm... Gary Oldman ve Morgan Freeman ilk filme göre daha ön plana çıkarken, Michael Caine'in Alfred'i biraz daha geri plana itilmiş. Rachel Dawes rolündeki Maggie Gyllenhaal, Katie Holmes'dan daha iyi olsa da bence daha iyi olabilirdi. Two Face'de aynı şekilde çok iyi bir villain portresi çiziyor ama Joker'in yanında ister istemez sönük kalmış. Bir de Gotham City'in gotik havası tümüyle silinmiş. Tim Burton'ın yarattığı Gotham ile alakası olmayan bir şehir yaratmış Christopher Nolan. Sanırım daha karanlık ve gerçekçi bir Batman oluşturmak istediğinden böyle bir hamle yapmış. Bilemedim.
Bir de eklemek lazım ki, biryerlerden Batman - The Killing Joke isimli güzide çizgi romanı temin edip okumanızı tavsiye ederim. Christopher Nolan'ın da iddia ettiği gibi filmin temeli bu çizgi roman üzerine kurulmuş.
Filmi yeni izlediğim ve aklıma ne geldiyse hemen yazdığım için pek derli toplu bir yazı olmadı kusuruma bakmayın. Spoilerden olabildiğince kaçınmaya çalıştım. Kısaca toparlamak gerekirse, the Dark Knight ne hayatta izlediğim en iyi film, ne de IMDB'de birinci olacak kadar mükemmel. Ancak en iyi Batman uyarlaması ve 2008 yılında şu ana kadar izlediğim en iyi film olduğu kesin. Bence mutlaka izleyin.
Sanırım yazacak fazla birşeyim kalmadı. Görünen o ki, yapılacak mini episodeları saymazsak (konusu hakkında birkaç ipucu verildi finalde.) maalesef Avatar serisinin sonuna gelmiş bulunmaktayız. Hakikaten Nick'den beklemeyeceğim kadar kaliteli bir anime çıkarmışlar. Bizlere böyle bir şaheser sundukları için çok teşekkür ederek bu yazımı sonlandırıyorum.
Maalesef icimdeki "Belki benzer, yillar once aldigimiz keyfi yine aliriz" yonundeki ufacik umutta yok oldu. Bu oyun Fallout evreni imitasyonu bir evrende gecen oblivion bozmasi bir fps olmus. Arti olarak "VATS olayi var" diyebilirim belki ama o 10 sene onceki Fallout 2'de de vardi.
Bethesda Allah bin belani versin, post apokaliptik evrende super mutantlar kovalasin, deathclawlar kucaklasin sizleri! Yillarin efsanesi Fallout'u RPG gorunumlu FPS yapmissin! Dauril de demis, ismini degistirip piyasaya sunun bari...
Yardımcının "El Presidente" demesine hasta olduğum oyundu. Politika üzerine yapılmış en süper oyundu, tek sıkıntısı bence "yanlışlıkla" muhalefet liderini falan öldürünce muhalifler hemen daha çıkıp terör faliyetlerine başlıyordu. Üçüncü oyun yaparlarsa buna bir çözüm getirsinler