Yeni yeni keşfettiklerimden Martyr önerebilirim, Prog/Teknik Death vari adamlar, ama vokaller death growl ya da harsh benzeri değil, daha çok thrash/hardcore benzeri vokaller, ama müziğe gelince teknik olayını gerçekten başarılı ve akıcı bir şekilde icra etmişler, Necrophagist'in daha az agresif(?) olan versiyonu gibi diyebilirim aslında. Kanada zaten kendini yine kanıtlıyor teknik cümbüşü olayında. http://www.myspace.com/martyrcanada
Yine yeni keşfettiklerimden Augury var, ilk albümleri 2004'te çıktı, sonra 2006'da bir demo çıkarmışlar ama onu edinmedim henüz. Davulda eski Neuraxis davulcusu ve Quo Vadis'in live session bassisti var, albümde bodoz teknik death parçalarından Death vari prog death parçaları, senfonik öğeler ve soprano vokal içeren 1-2 parça var, gerçekten çok yönlü bir albüm olmuş, The Lair of Purity adlı parçasını zaten 3-4 gün kesintisiz loopa almıştım. Ayrıca elemanlar yeni albüm için stüdyodalar şu an, promodaki 2 şarkıyı koymuşlar myspace sayfasına. http://www.myspace.com/augury
Son olarak da The Faceless var, yine teknik death evet, elemanlar bayağı gençler sanırım, ama gerçekten sağlam albüm çıkarmışlar 2006'da, bir yandan scream bir yandan deep growl, dual vokaller falan, onun yanında gayet teknik bir davul, arkada hoş klavye tonları ve melodeath'imsi rifflerle gayet sağlam yol çizmişler, Quo Vadis'ten biraz daha ağır ve bodoz ama adamların isimden dolayı Necrophagist ayarında birşey çıkacağını sanmıştım, beklediğimden farklı oldu. http://www.myspace.com/thefaceless
Yükseklik korkusu eskiden vardı da aştım onu, ama böceklerden hala, şiddetli bir şekilde tiksiniyorum ve korkuyorum. Geçen banyo yaparken çıyan çıktı, hayır dağbaşında falan da değilim ne ara sızmış anlamadım ama 4 gün banyoya giremedim.
Korku değil de, simetri hastalığına yakın bir obsesyon vardı bende, bilimum şeyler düzgün ve hizada olmadığı zaman sıkıntı yapıyordum. Zamanında oyun oynarken zırt pırt monitörün yanındaki iki hoparlörün hizada durması için 10 dakika falan kasmışlığım vardır.
Eheh eve ilk ulaşan benim galiba. Çok şükelaydı gerçekten, akşam 9'da kalktım, Suvuş'u aradıktan sonra banyo yapıp geleceğim hede hödö derken 2 saat tuvalette kaldım(mideye selamlar.) Gece 1 buçuk gibi geldim etnaya, heryer sakin çıt çıkmıyor sokaklarda falan, kilidi açtırdım girdim. İlk başta crysis dönüyordu da günün ilk saatlerinde de yaşadığım şanssızlıktan sonra üstüne bir de crysis yüklü olmayan makina gelmesi kötü oldu, ha sonra Suvuş'un makineye oturup TAC tank ardından Heavy Singularity tank ile beyz yıktım, Crysis'i zaten onlayn oynamak ayrı bir zevk, netkafede oynamak daha ilahi bir zevk oldu. Ardından Flatout2 muhabbet hede derken, sigara içmek için merdivenlerin oraya çıktık, parmaklıklar var kapının üst kapağı açık, 2 tane gaspçı (diye tahmin ediyorum), adamlar dibine girdiler kapının "HAPİSHANE Mİ LEAĞ ORASI HĞEÜAÜ TİPLERE BAH!" gibi bir yorum yapıp gittiler, biz de bakakaldık doğal olarak. Neyse 2. el Crysis oynandı ki daha bir şamata, capture point tutma enerji yarışı hede hödö derken oyun sonunda yaklaşık 15 tane falan tactical nuke patladı, 7-8 tanesi de milletin ayağında olmak üzere. (Kendi ayağında patlatanlar vardı evet.) Sonra bir türlü tutturamadık açıyı falan, Judas 3 atıştan 2'sini çakarak man of the match oldu.
Gayet eğlenceliydi bence. Bir sonraki LAN Party'de böyle olacaktır umarım ki kesin olur zaten.
Kışkırtma demişken, tahrik modunda başka bir şarkı daha var ki akıllara zarar, isimden belli. Eli şeyinde sokak abazanı yorumu gibi oldu ama olsun iyidir şarkı.
Çok aktif bir üye olmamama rağmen memnuniyetle gelirim. Eski forumda da çok aktif değildim, ama tanışma, eğlenme, OGZ insanlarıyla iyi vakit geçirmek için kesinlikle geliyorum. BF2 de oynarsak çok tatlı olur, hatta nostalji için 1942 bile oynayabiliriz, herkese uyarsa.
Swoosh ile gündüz buluşup geliyorum, sabahlamaya da dahilim.
Quo Vadis'in davulcusu Yanic Bercier, gayet teknik bir davulcu, şarkılarında zaten kendini gösteriyor, gerek teknik death olayında, gerek de jazz/prog geçişlerinde gayet başarılı. Video koyayım diyecektim de, youtube'dakilerin çoğunun ses kalitesi cızırtılı olduğundan kulak tırmalıyor.
Twin ustası demişken Joey Jordison'u bilemem ama, Derek Roddy ve George Kollias zaten Nile'da gösteriyor twinlerin ne kadar hayvani olduğunu.