Benim başımdan hatırlayabildiğim iki olay geçti. Birincisinde beş yaşımdaydım sanırım, kardeşimi bebek arabasıyla koşarak karşıya geçiriyoduk, daha bir yaşında bile değildi, yanımda annem ve iki teyzem vardı. İşlek bir caddeydi, tam karşıya geçerken bebek arabasındaki kardeşim elindeki simidi düşürdü ve ben de eğilip almaya çalışmak gibi bir gaflete düştüm.

Ama bir şey olmadı.

Aslında bunda pek ölümle burun buruna geldiğim sayılmaz ama, bir keresinde (sanırım bunda üç yaşımda falandım, çünkü daha kardeşim doğmamıştı) burnuma uzaktan kumandanın düğmelerinden birini sokmuştum, almaya çalışırken epey derinlere itmiştim, sonra doktora gitmiştik çıkarması için.

Son olarak da üç gün önce bilgisayar başında oturduğum ofis sandalyesinin önünü kaldırırken

(önünü kaldırmak da şöyle: bilirsiniz, dönen, hareket eden sandalyenin altında etrafa yayılan beş tane "şey" olur, uçlarında küçük tekerlekçikler vardır, onların arkada kalan ikisi sabit, diğerleri havada

) sandalyenin yerde kalan kısımlarının tekerlek olduğunu idrak edemeyip kendimi yarım saniye içinde yerde buldum, ama 1 cm arkada yapsaydım bu "ön kaldırma"yı, muhtemelen kafam hemen arkamdaki, çekmeceye çarpacaktı.