Her platformda bilgisayar oyunları, anime, fantastik kurgu kitaplar, üflemeli çalgılar çalmak isteyip girişimde bulunmamak, Galata köprüsünde yürümek, sadece yürümek, Koşan atlara, uçan kazlara, yüzen balinaya bakıp iç geçirmek, ve vesaireler
Sevdiğim Müzik / Sanatçılar:
Barış Manço, Şebnem Ferah, Loreena Mckenitt, Nobuo (Usta) Uematsu, Sertap Erener, Dolores O'Riordan, Apocalyptica ve vesaire
Sevdiğim TV Yapımları:
4 yıl oldu tivi izleyemiyorum adam gibi, bilmiyorum.
Sevdiğim Filmler:
Pan's Labyrinth, ve vesaire :D Uğraşılmaz ki hepsini yazmakla...
Sevdiğim Kitaplar:
Zaman Çarkı serisi, Puslu Kıtalar Atlası, Ömer Seyfettin Hikayeleri, Ejderha Mızrağı, Ölüm Kapısı, Yüzüklerin Efendisi (demirbaş), Sandık İçi (kitap işte sonuçta), ve vesaire serisi
Sevdiğim Evrenler:
Evrenler? İşte içinde bulunduğumuz galaksi falan, severim güzel yer :P FF10'un Spira'sı, FF 8 dünyası, Azeroth, Krynn, Orta Dünya, FF 12'den Ivalice (Gerçi başka bir sürü oyuna ev sahipliği yapıyor) ve vesaire evreni
Sevdiğim Oyun Türleri:
Aksiyon; Rol Yapma Oyunu; Macera; FPS / TPS; Platform
Sahip Olduğum Platformlar:
PC; PS2; PSP
Hobilerim:
Yukarda ilgi alanlarım vardı ama, oyun konuşmak, çok pis konuşmak, bi de şu vardı, bi de şurası falan vardı derken, birden susmak, kendinden sıkılmak, (Tabii sorulan bu değil, hobim yok benim :( )
Fobiler:
Yanlış anlaşılmak, samimiyet gösterdiğim arkadaşımın aniden çaktığı hakaret (samimiyet babında), Türkiye'nin geleceği, ve vesaire (korkularımda sığmaz buraya ki be)
Hakkımda:
"In the eye of storm you see a lonely dove" Yalnız olduğumdan değil, kumru olduğumdan hiç değil ama alışkanlıklar yüzünden.
Benim gözümde İskandinav mitleri, tanrılarının bile korktuğu Ragnarök'üyle, Valkür'leriyle ve Thor ile (bunun nedeni Thor'un tarihi eser çizgi filmi de olabilir) Yunan mitlerinden hep daha ilgi çekici olmuştur. Tabii bu böyledir diye Yunan mitlerinden yüzümü çevirecek değilim. Kaldı ki ortada God of War gibi eser varken bu söz konusu bile olamaz. Ve ortada hala One Eyed God: Odin falan gibi bir oyun da yokken, bununla idare etmemiz gerekecek.
"İdare etmek" mi? Neler diyorum ben? Eğer elinizin altında, bulunduğu platforma göre çok iyi grafik, ses efektleri ve müzikleri olan; oynanışı, oyuncuyu kasmak üzerine değil, harika oynanabilirliğiyle, istediğinizi istediğiniz anda yapmanızı, bu sırada da maksimum zevk almanızı sağlayan, hikâye anlatımı, kurgusu bu kadar etkileyici bir oyun varsa, onunla idare etmezsiniz. Peki, neyleriz diye sorarsanız, yazı bir naat'a döner (hala dönmediyse), ve ben bu yazının içinden asla çıkamam.
Yukarıdaki övgülerin arasında bizzat Kratos'un olmayışı dikkat çekmiş olabilir. Kendisi zaten apayrı bir başlık hak ediyor takdir edersiniz ki. Sadece fiziksel olarak dizaynına gösterilmiş özeni geçersek -her ne kadar o timsali geride bırakmak zor olsa da; Arka planı olsun, diyalogları olsun, seslendirmesi olsun, varlığını bu kadar somut hissettiren çok az oyun karakteri vardır.
Chains of Olympus, Kratos'un -iki oyun boyunca diye diye bitiremediği- günahlarından arınmak için, tanrıların hizmetinde geçirdiği 10 yıllık kısma ışık tutuyor. Bu süre boyunca Kratos pek de alıştığımız gibi asarım keserim, Olympus'u toz ederim ayaklarında değil ve oyunun sonlarına doğru da daha insancıl bir Kratos görüyoruz (o nemrut suratın neresinde insanlık gördüysem artık :D)
Genelde eline PSP'ı alıp da oyuna başlayanların sordukları ilk soru şu oluyor; Neyle yuvarlanıyorum? Malum alt tetiklerimiz ve sağ analog pad'imiz yok. Ama bunlara rağmen, yuvarlanma hareketimiz, büyü ve silah değiştirme tuşları, büyü yapma tuşları, olabilecek en iyi şekilde ayarlanmış durumda. Kontrolördeki alan daralmasına rağmen, hala hareketleri rahatlıkla yapabiliyor, komboları ardı ardına dizip o hayın satirleri balta manyağı yapabiliyoruz (yine de yuvarlanma hareketi azcık, birazcık, minicik kasıyor; bu sistemde daha başka nasıl yapabilirlerdi bilmem ama...).
Grafikler PSP'de gördüklerimizin en iyilerinden ve sesler de ilk iki oyunun kalitesideyken (Gaia'yı da seslendiren oyundaki anlatıcı teyzenin ellerinden, saf gazın damıtılmasıyla elde edilmiş müziklerin yazarının gözlerinden öpüyorum), geriye eleştirecek fazla bir şey kalmıyor.
Belki içerik olarak ilk iki oyuna yetişemiyor, ne silah ve hareket çeşitliliği olarak ne de hikâye anlatımındaki epiklikte 1. oyun kadar bile olamıyor ama bütün bunlar ilk iki oyunla karşılaştırdığımızda gördüklerimizden ibaret. Her ne kadar karşılaştırma yapmamız kaçınılmaz olsa da, kendi başına, PSP kulvarında incelendiğinde, God of War Chains of Olympus PSP'deki en iyi aksiyon oyunu ünvanını alıyor benden (Zaten gözümde Patapon'dan daha büyük de bir rakibi yok ?). Hele bir de oynarken; Chains of Olympus, 1. oyun ve 2. , sırasını takip edenlerin, çok zevkli zaman geçireceğini garanti ediyorum, naha buraya yazıyorum. İyi günler efendim.
Ortaokuldaydım, sınıfın tamamı falanca ödevi yapmamıştı. Hoca herkesi teker teker kaldırıp neden yapmadıklarını sordu, herkes de unuttum dedi. Bir tek ben yapmadım dedim sadece. Neden deyince hoca, istemedim dedim. Hoca ben hariç herkese eksiyi basmıştı (açık sözlülüğümden güya). O günden sonra böyle bir balı asla gösteremedim, galiba ömrümün bütün balını o tek günde harcamıştım.
Kapatmak için iyi mazeret bulmuşlar. Onca casual içerikli oyun arasından hardcore'ları seçerek (ki sayılarının az olduğunu sanmıyorum) yollarına sadece o alanda da devam edebilirlerdi. Tabii ben sadece bir okurum. "Dergicilik" işinden anlayan birilerinin de bir şeyler demesini beklerim, şuracıktayım ben tamam? Bekliyorum hadi...
Filmi dün izledim de, sinemalardaki seriden kat be kat iyi. Bir alev efektine bu kadar hayran kalacağımı da sanmazdım (bunu gördükten sonra paso kibrit yakıp hayran hayran izlemeye başladım ). Leon'un tipi, öz Amerikan olmasına rağmen, bence özellikle Japon'a çekilmiş, Angelina Jolie benzeri yeni hatun kişi de alev efekti gibin (ateşli...) Benim anlamadığım 4. oyunun "womanizer" Leon'u burada neden nemrut suratlı geziyor ve de içinde Wesker, Jill Valentine ve özellikle Ada olmadan nasıl Resident Evil'lı herhangi bir ürün çıkartabilirsiniz? (Alınacak ders; Film kaliteli bir animasyon kaçırmayın.)
Onların oynadığım oyunlarla ilgili olan kısımlarını okudum zaten. Sorularıma cevap vermiyorlar. Yani gördüğümüz kadarıyla herşeyi anlatıyorlar ama olan biteni yorumlamıyorlar. Oynamadığım Blood Omen 1,2 ve Defiance'ı da zaten oynayıp göreceğim. Blood Omen'e başladım da, o kadar eski ki kırk takla attırdı bana. Önce PC versiyonunu denedim, XP yamasına rağmen takılıyordu. PSone versiyonunu denedim, emülatörde uygun ayarı yapamadım, o da takıldı. En sonunda PSP'ye çevirdim adam gibi oynayabiliyorum şu an.
Ben Soul Reaver kılıcını hala çözemedim mesela. Sütunlar kilit, Soul Reaver da anahtar tamam da sonra? Ya da Timestreamer'ın bütün bu olup bitenlerden payına düşen ne? Raziel Elder'ın bir kulaç yakınında hangi cesaretle ona artizlik yapıyor? William The Just'la Kain kapışırken neden ikisinin elinde de Soul Reaver olmak zorunda? (İkisinin eline Soul Reaver'ın geçişi zaten apayrı bir olay, zaman karmaşası, sinsi planlar... başım ağrıdı.)