Daima "alem ne der?" düşüncesiyle, daima makyajlı, daima iyi giyimli. Daima örnek. Porselen bebek. Maskeni tak, dışarı çık, gerçek yüzünü unut. Maskenin bir kimliği olsun, sen soluklaş gün geçtikçe. Kırılmamak için rafta durur gibi dur, yukarıda ve uzak. Süslü püslü yaşam, şatafatlı hayat. Annesinin bir tanesi, babasının gururu, hatasız kul, iyi eş, başarılı insan. Gülümsüyor porselen bebek, bak. Hep gülümseyecek.
Göründüğün gibi olmaya çalışırken olduğun gibi görünme kısmını esgeçmişsin. Ya bir gün düşerse maske, altındaki yüzü tanıyabilecek misin? Biraz rahat ol, makyajı bırak, maskeni evde bırak, dışarı çık ve insanları hayal kırıklığına uğrat. Çirkin halini de görsünler; bu beklentileri onlara sen yüklemedin, onlar sana yüklediler. "Evet, bizim kız süper, her işe koşar, daima güler."
Bir gün bunu başaramadığında ne diyecekler?
Sometimes you want to go
Where everybody knows your name,
And they're always glad you came;
You want to be where you can see,
Our troubles are all the same;
You want to be where everybody knows your name.
Çağlayan da avatarındaki gibi cadıdır. Onunla tanışabilmiş herkes şahittir buna. Rica ederim Çağlayancım iltifat değil bilakis inkâr edilemez gerçekler bunlar.
Geveze? Yalan! Kuyruklusundan. Ben bi kere geveze falan değilim. Geveze çok konuşana denir. Ben çok konuşmam bi kere. Ne zaman çok konuştuğumu gördünüz?Çok konuşmuyorum ben bi kere.Radyo yayınlarımda müzikten başka bişi duymaz insanlar.Ayrıca pek sessiz, içine kapanık, kendi halinde bi insanım.Ne zaman gördünüz alt çenemin düştüğünü?Görmediniz tabi.İnsanlar zorla konuşturur beni. Ayrıca daha mır mır mır mır
Hmm bana biraz uçmuşsun gibi geldi. Oynamadım tabii şimdilik bilemem ama (yakında başlayabilirim seriye en baştan) bahsettiğin adventure ve rpg türü roman tarzındaki oyunlara bir tps'nin konu olarak yaklaşma ihtimali beni benden alabilir. Mesela Max Payne2 de PC'deki en iyi kara-film tarzı oyundur, konusu müthiştir ama hiçbir zaman en iyi konulu oyun olduğunu düşünmedim. Bu da öyle birşey gibi geliyor bana, bir ara oynayınca daha yakından göreceğim tabii ki. Ama hala I don't think so yaneee.
Bu saydıklarımı oynadım ve oynadığım için bu kadar emin konuşabiliyorum hydra. Lok serisinin konusu çok derindir, öyle ki saatler boyunca anlatır ve hiçbir noktaya varamazsın. Muhteşem bir tarih yatar zira. Başta basit bir intikam hikayesi sanarsın, sonra sütunlar ve gardiyanlar hakkında bilgi alırsın, ardından işin içine Hylden girer, kanatlı ırkları öğrenirsin, geçmiş ve gelecek arasında zaman yolculukları yapar ve Kral Nemesis'in nasıl Nemesis olduğunu öğrenirsin, bir de zaman çarkı ve bu ruh döngüsüne dahil olmayanlar vardır, tüm bunların kilit noktası Soul Reaver etrafında olaylar gelişir. Çok karışık. Ama muhteşem. İddiaya varım ki, Hydracım, tüm seriyi bitirdiğinde bile (Lok SR1, SR2, Defiance oynadıktan sonra Blood Omen 1 ve 2'nin hikayesini bir yerden edinip okuman gerekiyor) hikayenin tam döngüsünü %100 anlayamayacaksın. Anlarsan lütfen bana da anlat.
Asıl olaya damlayalım. Ben bu forumda devasa kocaman (komucan O_O ) kudretli yaratıklar diyince aklıma sırf Leviathan geliyor nedense =) Belki kendisi günlük bölümünün değişilmez bir evreni olduğundan belki kraliçesi forumun değişilmez bir üyesi olduğundandır. Ama şu aralar büyük sıkıntı içinde kendisi sanırım. Buraya yazdığım istisnasız her yazıda(en saçmasında bile) birileri için birşeyler dedim. Umuttur, takılmadır, özlemdir, kızgınlıktır, vs.dir. Bu seferlik ad vererek birini analım =) Umarım kendisi için en çok mutlu olacağı patikaya girer ve biz forum üyelerinide kendinden mahrum bırakmaz. Üzülmesin artık değil mi?