Şapkam kafamda, başım öne eğik olarak çıkıyorum evimden. Yürüyorum bir yöne doğru, ancak sanki kayar gibiyim; ayaklarım ve ellerim sabit sanki, hiç hareket etmiyorlar. Yanımdan geçip giden insanların yüzü; o kadar hızlı bir yürüyüş(kayış) hali aldım ki onların yüzü benim için bir metafor. Biraz daha hızım artıyor, artık yeri, insanları, nesneleri göremiyorum. O kadar hızlanıyorum ki; önümde bir şekil ve ben! Artık gitmiyoruz hiçbir yere. Önümdeki şekile bakıyorum, kalın bir defter'e benziyor. Açıyorum onu tüm gücümle en baş sayfasından. İlk sayfaya göz gezdiriyorum; baş sayfanın ilk yarısı beyaz, alt yarısı siyah... Şaşırmıyorum tabii ki buna. İkinci sayfaya geçiyorum bembeyaz bir sayfa; içinde bana gülümseyen yüzler... Üçüncü sayfayı açıyorum beyaz; beşinci, altıncı, yedinci... 20. sayfaya kadar hep beyaz. 20 sayfa ise birden siyah oluyor. İçinde beyaz'a benzeyen, ancak sarı olduğunu ve bana kızdıklarını farkettiğim yüzler var. Ve birden anlıyorum:
Eğer bir kalp kırdınsa
Bu kıldığın namaz değil!
Sonra aninden dönüyorum, dönüyorum, dönüyorum... Nereye gittiğini bilmeden. Ancak nereye gideceğini bilerek aynı zamanda da...
Ha bir de:
Working from seven to eleven every night,
Her gece 7 den 11'e kadar calısmak
It really makes life a drag, I don't think that's right.
Bu hayatı yetrince çekilmez kılıyor, ben bunun doğru olmadığını düşünüyorum.
I've really, really been the best of fools, I did what I could.
Ben gerçekten ama gerçekten en aptallardanım. Ne yapabiliyorsam onu yapıyorum.
'Cause I love you, baby, How I love you, darling, How I love you, baby,
Ondan, seni nasıl seviyorsam öyle seviyorum.
How I love you, girl, little girl.
Seni nasıl seviyorsam küçük kız
But baby, Since I've Been Loving You. I'm about to lose my worried mind, oh, yeah.
Ama bebeğim, seni sevdiğimden beri ben endişe ettiğim aklımı kaçırıyorum
Everybody trying to tell me that you didn't mean me no good.
Bunu bana herkes anlatmaya çalışıyor, senin bana iyi gelmediğini
I've been trying, Lord, let me tell you, Let me tell you I really did the best I could.
Deniyorum, Tanrım sana anlatmama izin ver. En iyisini yapmaya çalışıyorum.
I've been working from seven to eleven every night, I said It kinda makes my life a drag.
Her gece 7 den 11'e kadar calısıyorum. hayatı yetrince çekilmez kıldığını söylemiştim.
Lord, that ain't right...
Tanrım bu doğru olamaz…
Since I've Been Loving You, I'm about to lose my worried mind.
seni sevdiğimden beri ben endişe ettiğim aklımı kaçırıyorum
Aslında bölgede bulunan bir çok örgüt El-Kaide ve Hizbullah gibi birçok örgütle bağlantı halinde.Bu sebeple bu gibi büyük terör örgütleri direkt olarak bölgede faaliyet göstermekten çok para ve silah yardımı yapmayı tercih ediyorlar.
Edit:İşin ironik yanıysa İsrail-Lübnan arasına patlak verecek bir savaşı engellemek için bölgede buluna BMlere bağlı ülke orduları arasında TSKda var.Yani bir nevi bir yandan İsrail'i kolayıp bir yandan yaptıkları bu katliamı kınıyoruz.
İyi de, el kaide bir çok farklı ülkeye terör eylemi düzenledi, ortadoğu'da? Biraz araştırırsanız görürsünüz. Bence bu el kaide gibi örgütlerin batının büyük devletlerine hizmet ettiğini düşünüyorum...
İslami terör örgütleri yakın bir zamanda cevap verecekmiş gibi görünüyor.
Al işte, büyük bir ihtimal iyice kana bulanacak oralar ve yine büyük bir ihtimal masum kanları iyice dökülecek.
Ne diyeyim sana israil, Allahtan bul!
Bu arada bir şeyi merak ediyorum; el kaide gibi terör örgütü, ingiltere gibi bir ülkede dahi eylem yapıyorken israilde neden hiç eylem yapmıyorlar? Bildiğim kadarıyla yapmıyorlar değil mi?
Yoo, klasik gitar yapıyorlar =) Takaminenin anasayfasında görmüştüm =) Eletrolarını bilemem, ancak saf akustik gitarları tadından yenmiyormuş duyduğuma göre =) Ancak gönül isterki cebimde 10000 ytl falan olsun, gideyim brezilya gülünden yapılmış, süfer ötesi, piyano kadar kuvvetli bir akustik yaptırayım. Ama neredee Alabileceğim en yüksek fiyat 500 ytl civarlarında bir meblaa olacak.