Sistem gereksinimleri?
http://www.oyungezer.com.tr/component/option,com_smf/Itemid,26/topic,4722.msg377281/#msg377281Aklımda birkaç düşünce var ve bunu paylaşmak istiyorum.
PoP incelemesini yapan Sinan abi çok güzel yazmış, ellerine sağlık. Ancak birkaç konuda değişik düşündüm.
Dipnot: Yazıve oyun hakkında spoiler içermemesie gyret deceğim ama klavyeme hâkim olamayabilirim. (:
"Ubisoft'un AC'de de güttüğü 'oyun mekaniğini ilk 1 saatte verelim, daha sonra da aynı mekaniği biraz faklı mekanlarda 9-10 kere kopyalayalım, al sana öğrenmesi kolay, uzunca bir oyun' mantığını aynen Prince'te de uygulamış." cümlesinin bir kısmına katılmıyorum. Şöyle; evet, PoP biraz AC'in tekrarlamasına benziyor. Ancak karşınıza çıkan özel düşmanların hepsinin hikayesinin farklı ve ilginç (ayrıca hüzünlü) olması ve onların farklı şekillerde savaşması ile, Ubisoft'un, AC'den daha "tekrarsız" bir oyun yaptığını düşünüyorum. Evet, oyun tekrarlı olmuştur yine de ama AC ile eşdeğer tutulması biraz abartı geldi bana.
"Şimdi oturun ve Prince of Persia'yı "Prens" yapan yönlerini düşünün..." ile devam eden paragrafa da cümle cümle anti-tez yazmak istiyorum.
"Ve sonra, ondan yüreğinizi ağzınıza getiren tuzakları çıkartın." Ama biz şehirdeydik; yıllar, asırlar boyunca insanların yaşadığı, kervanların geldiği ama Ahriman'ın sesinin yavaş yavaş duyulmasıyla zaman içinde insanların korkarak göç ettiği, kervanların geçmez olduğu bir şehirdi burası. SoT'da zamanın kumlarının yok etmeye başladığı bir saraydaydık; WW'de de kimsenin girilmesinin istenmediği yerlerde dolanıyorduk. TTT'de de işgal edilmiş Babil'deydik. SoT ve WW'de tuzaklar çoktu çünkü bu gerekiyordu aslında. TTT diğerlerine nazaran daha az tuzaklıydı çünkü oyunun geçtiği yerde tuzak olmasının mantıı yoktu. Aynen bu oyundaki gibi...
"Her birini aştığınızda kan ter içinde kaldığınız, unutulmaz kılıç dövüşlerini de..." Bu kılıç dövüşleri yüzünden WW'nin senaryosunu henüz tam anlamıyla kavrayamadım. Attığım her adımda beni bekleyen, sayıları 10 ilâ 15 arasında değişen yaratıklar beni senaryodan (bir süre sonra) koparmıştı. Burada bir de şunu söylemek lazım: Ahriman bize "ordusundan" adam gönderiyor. Oyunda bir yerde, Elika Ahriman'ın ordusunun 1000 elit askerden meydana geldiğini söylemişti yanılmıyorsam. Daha sonra dünyayı işgal ederken kullanacağı (ve büyük ihtimalle Ormazd ile çarpışırken kullanacağı orduyu) bize yollaıyor, çünkü gerek yok...
"Yeni oyunun özünde yer alan 'zamanı geri sarma' dinamiğini de atın." İyi de, "zamanı geri sarma" olayını Red Alert bile kopyalamışken bir daha önümüze sunulması biraz kolaya kaçmak olurdu. Hem ayrıca "Zamanın Kumları" Prenses Kaileena ile beraber yok olmuştu.
"Ve son olarak da altınızda bin metrelik boşluk varken, yanlış bir hareket yaptığınızda öleceğinizi bilmenin stresini de unutun." Sinan abi, şunu düşün: O hikaye içerisinde, onu babasının korumalarından kurtarmış ve bunun üzerine ona yardım etmeye söz vermiş (ve kesinlikle onun tek şansı) olan bir kişi var Elika'nın yanında (Aşık olmasını hesaba katmıyorum bile). Yapabildiği her anda kurtarmaya çalışmaz mı Prensi? Ölüme mi terk eder? Onun her an yanında olmaz mı? Nedir yani?
Buradan Serpil ablaya da teessüflerimi iletiyorum. Bu oyunu neden Sinan abi gibi "zoru seven, oyunlarda zorluk derecesinin suyunu çıkartan" birisine verdiniz? (: Ben içimden "oyunu Serpil abla incelemiştir şimdi" diye düşünürken Sinan abinin ismini görünce anladım yazının nasıl gideceğini.. (:
Velhasıl kelam, yukarıda yazdığım kısımlardan şikayetçiyim hâkim bey.. (: